26 Eyl 2012

Onun arabası var güzel mi güzel :)

Seni gidi tatlı yaramaz,

Senin zamanına yetişirmi kalırmı bilmiyorum ama Mustafa Sandal vardı -hala var-, biz 15 li yaşlardayken de bu şarkıyla çıkışını yapmıştı, çalsın bakalım ben sana yazarken, bu da klibi;
http://www.youtube.com/watch?v=b0m8YPF3N70

İçimde sen Mustafa Sandal dansları ediyorsun (bizim zamanımızda fenomendi! :), taklalar atıyorsun, artistik patinaj yapıyorsun.. Geceleri tekmelerinle, dizinle, dirseğinle, o minik poponu karnıma dayamanla uyanıyorum. Yumurta çıktı diyoruz babanla öyle zamanlarda, karnımın bir yanı şişiyor, amorf oluyor, yumurta şeklini alıyor, belli ki sen yine bir haltlar karıştırıyorsun içeride! Ha bir de son günlerde keşfettiğin 'hayat maksimumda' hareketin var, eksenel bir tepmeye denk geliyor, aynı anda hem sağdan hem soldan geçiriyorsun. Bu nasıl bir yaramazlıktır :) Korkuyorum karnımdan bir yerlerden dışarı çıkacaksın diye :) Azıcık sakin dur evladım, diğer hamilelerle konuşuyorum, hele kız anneleri-bebekleri öyle sakin ki, yanaktan makas alır gibi tekmeliyor. Sen maşallah, süpermenim benim, her seferinde 6.9 şiddetinde depremler oluyor içimde :)
Babana çektin degil mi yaramazlıkta, hemen bir anısını anlatayım sana.
Küçükmüş baban, ilkokul yaşlarında.. Kaman'da büyüdü, bahçede oyun oynarmış, börtü böcekle arası da ondan iyidir, annen gibi korkmaz arıdan. Toplamış 5-6 tane arıyı, halanın ayakkabısının içine koymuş. Halan da işte 2 yaş büyük babandan, o da küçük yani o yaşlarda, giymiş ayakkabıyı, aynı anda feryat figan tabi.. Baban da zevkten dört köşe :)
Bu daha biri, anlatsa sepetle babanda yaramazlık anısı..

2 hafta önce doktora gittik yine seni görmeye. Büyümüş 700 gr'a yaklaşmışsın. Dedim ki -Serdar bey bu arkadaş pek hareketli, normalmi, "doğunca peşinden iyi koşturacak sizi" dedi :) Halan geldi bu sefer de, ona  göz kırptın azıcık.
Herşey normal çok şükür, hiçbir sıkıntı yok sen sağlıklısın, ki en önemlisi...

Gelelim başlığımıza.. İlk arabanı aldı baban sana, (tekrar bakınız yukarıdaki klip), bak bakalım beğenecek misin sen de..
Sarı vosvos! İlk oyuncak araban :) Muhtemelen ileride 500 tane oyuncağın olacak, e erkek çocuk olduğun için de yarısı araba olacak. Bu unutulmasın akıllarda kalsın, senin ilk araban.. Bir alışveriş merkezinde görmüş baban, bir hevesle getirdi eve. Onun zamanında yokmuş pek, varmış da bunlardan pek bulunmazmış. Bir tane kırmızı arabası varmış babanın, o da kırılmış veya kaybolmuş, alınmamış yerine yenisi, sen gibi diğer çocuklar gibi şanslı değilmiş baban, deden öğretmen babanen öğrenci o zamanlar, neredee öyle 20 tane oyuncak araba olsun evde.. Bunu da saklarız herhalde,ileride de sana veririz, sen de bir köşeye koyarsın kendi evinde..

Geçen hafta sonu başka büyük bir iş daha hallettik. E sen büyüyorsun içimde, vakit de hızlıca geçiyor, 27. haftaya geldik bile, dedik ki çıkalım bebek arabası ve mobilya bakalım. Yatağını-dolabını ananen ve deden biz alalım dedi, teşekkür ederiz dedik biz de :) Arabanı da biz alalım diye çıktık yola, girdik çıktık dükkanlara, taktık çıkardık pusetleri, katladık arabaları tarttık baktık ağırlığına güvenliğine, e sürdük biraz da dükkanların içinde, istedik ki Lefter'imiz rahat etsin, en güzeli en iyisi en konforlusu onun olsun, sonunda aldık en pahalısını :) Buyrunuz prens hazretleri, bu da 4 yaşına kadarki tahtınız;
Jane Rider markası, piyasadaki en iyi bebek arabası :) Yaklaşık 1 yaşına kadar solda gördüğün haliyle keyif yapacaksın, ana kucağı tam yatıp portbebeye dönüşüyor, yani sana istediğin zaman yatma imkanı tanıyor. Dedim ya herşey senin rahatın mutluluğun için :) 1 yaşından sonra da bunu çıkartıp pusetini takacağız, 3-4 yaşına kadar da pusette takılacaksın.
E biraz da kendimizi de düşündük tabi, çıkarması takması katlaması kolay olsun, portatif olsun çok yer kaplamasın bagajda gibi kriterlerimiz de oldu. Nihayetinde baban oğlum için bizim için en iyisi olsun dedi, bunu aldı, kıymetini bil, tepe tepe kullan :)

Mobilyanı da beğendik gibi, ananenler Erdek'ten döndüklerinde onu da alacağız. Hazırlanıyoruz işte senin için, çok heyecanlıyız tatlı miniğim çokkk :)

Sana da sağdan soldan bir sürü hediyeler geliyor, ananen Erdek'ten bir bavul kıyafet almış mesela, Zeynep teyzen boş durmamış ilk ayak izini alacağımız bir kalıp ve çerçeve almış, arkadaşlarımız getiriyorlar bir şeyler, sen daha gelmeden ev doluyor, eşyalarını koyacak yer bulamıyoruz :)

Karnımda seninle beraber hızla büyüyor. 3 trimester dedikleri son dönemece girmiş bulunuyorum. 2 haftadır hamile olduğumu hissetmeye başladım. Çok kilo almamış olsam da vücudum hareketlerim ağırlaştı. 1-2 ay önceki enerji patlamasının yerinde yeller esiyor :) Ağrılar devam ediyor, biri geçiyor başkası başlıyor. Geçen hafta karnımın sağ üst tarafında bir ağrıyla boğuşmakla geçti. En sonunda cuma günü evde dinlenmek zorunda kaldım gidemedim işe. Hafta sonu İstanbul'a Devrez amcanın düğününe gidecektik, ona da gidemedik, sağol yani miniğim :) Ananen diyor ki artık oğlun kendi programını yapmaya başladı, bundan sonra o sana değil sen ona uyacaksın! Doğru diyor galiba.. Bugün de evdeyim mesela, ameliyatlı dizim de dayanamadı herhalde bu tempoya, malum hafta sonu o dükkan senin bu dükkan benim dolaştık, e kilo da artınca o da dur bir dedi bana, şişti sağ olsun, ayağımı uzattım yatıyorum evde.. Bundan sonra böyle geçecek herhalde tatlı oğlum, sen gelene kadar annen biraz sallanacak galiba. Neyse sen iyi ol da, annen de baban da her türlü zorluğu halleder merak etme..
Baban o kadar tatlı o kadar destek oluyor ki bana, sen de inşallah büyüyünce baban gibi seversin evlendiğin kadını, o da dünyanın en şanslı kadını olur..

Başka şeyler varmıydı diye düşünüyorum canım oğlum.. Seni çok özledik, zaman hızla geçsin sana sarılalım diye bekliyoruz, başka da bir şey yok işte..

7 Eyl 2012

Benim minik hentbol topum


Büyüdün mü ne?? Son zamanlarda sığmaz oldun sanki içime! Bir hareket bir hareket, düşünüp duruyorum bu çocuk ne zaman uyuyor yahu diye! Galiba pek uyumuyorsun ve çıkınca da pek uyumayacak uyutmayacaksın :( (Öyle diyor büyükler..) Hatta geçen akşam öyle abarttın ki, resmen içimde çift kale maç yaptın oğlum! Bir sağdan çaktın bir soldan , 10 dk kadar sürdü bu. Baban burada değil istanbul'da, hemen msj attım , tamam biraz şikayet etmiş olabilirim ama hakikaten böyle birşey görmedim! Dışarıdan izledim seni/karnımı, bir sağ taraf yukarı kalktı bir sol, dedim oğlum napiyorsunnn :) Büyüdün mü sığamadın mı kesene :) Yoksa şimdiden canın sıkılmaya başladı mı içeride :) Birkaç gece tekmelerinle uyandım, yerim ben senin o minik ellerini ayaklarını, ama yanımıza gelince biraz uslu ol tamam mı :)
Üzülüyorum da, acaba yanlış birşey mi yapıyorum, oğlanı mı sıkıştırıyorum, mutsuz mu ediyorum da kıpırdanıp duruyor diye..

Neyse şimdi biraz gülelim, komik bir fotoğraf gelsin, sen/ben ne durumdayız 24. haftada hep beraber görelim :

Annen dışarı doğru uzanan bir top çıkıntısından ibaret benim minik hentbol topum :) Çok komik değil mi :) babanla evde bakıp bakıp gülüyoruz bazen. Ne bacaklarımda ne kalçamda ne kollarımda başka hiçbir yerde hamilelikten eser yok, karnıma yastık bağlamışsın, top saklamışsın gibi bir çıkıntı halindeyim. Bedenime göre büyük de karnım, iş yerinde diğer 3 hamile arkadaşıma göre en büyük yine benim karnım! Yani sen :) İş yerinde bilmeyenler, dışarıda da görenler soruyor "az kaldı herhalde sizin değil mi" diye, yok diyorum daha 3,5 ay var oğlumun gelmesine. Aslında gördüğün gibi sana oldukça yer açtım içimde, yine de sen mi hızlısın ben mi küçük bilemedim :)

Vücudun dengesi de biraz şaşıyor tabi. Ağırlık merkezi değişiyor iyice, beden onu dengelemeye çalışıyor, daha önce bilmediği ayarlar yapmaya girişiyor. Sonucunda da bir şeyler sıkışıyor herhalde içeride, kalçamda bacaklarımda ağrılar/uyuşmalar başlıyor. Çok şikayet etmek de istemiyorum, çok şükür iyiyim/iyiyiz, bazen yürütmüyor, bazen de huzursuz ediyor bu yeni semptomlar. Takmamaya çalışıyorum, idare ediyoruz diyelim..

Bu vesileyle kendimin/annenin fotoğrafını da koymuş olayım. İleride bakınca dersin ki "anne sen de pek minik ve gençmişsin!", sonra da yanağımdan kocaman öpersin, "ama hala çok tatlısın" dersin :)
Düşününce.. gözlerim doldu.. sevgiden, mutluluktan...



Haftaya babanım deyişiyle 'kendi tosunumuzu', seni görmeye gideceğiz doktora, seni şimdiden çok özledik..