Canım oğlum tünaydın,
Sana Bodrum'dan yazıyorum, baban burada harika bir otel ayarladı, e turizmci kendisi biliyorsun, bağlantıları da kuvvetli :) Muhteşem bir yerdeyiz.. Sanma ki ikimiziz sadece, her 2 cümleden biri Lefter'le başlıyor :) Lefter aşağı Lefter yukarı.. Adını, seni, varlığını anmadığımız 5 dakika yok.. Babanın da benim de elim her fırsatta senin üzerinde.. Aman karnımı yağlayım iyice Lefter yanmasın, havuzda çok hoplama Lefter rahatsız olmasın, merdivenleri yavaş çık Lefter'e bir şey olmasın. Seneye Lefter de olacak kucağımızda inşallah, bu senin son şımarık tatilin olacak Elif :) Seneye senden daha şilim bir şey kucağımızda olacak karıcım :) Bunlar tatlı babanın her fırsattaki sözleri.. Karı koca havuz keyfimiz bir başkadır. Yüzmekten çok ben babanın kucağında, sırtında, omuzunda takılırım daha çok. Ama seneye ve ondan sonraki her sene yerimi sana bırakacağım, mecburen, seve seve :) Ha şu olabilir, sen benim tepeme çıkarsın biz ikimiz yine babanın tepesinden ayrılmayız :) Annen çözüm yeridir canım oğlum, bunu da böyle bil :)
Bir de maç mevzusu var seninle konuşmak istediğim. Baban diyor ki sürekli -beni de sinir etmek için tabi- efendim neymiş, ileride baba oğul maçlara beraber gidecekmişsiniz beni götürmeyecekmişsiniz, ben evde sizi bekleyecekmişim, size ekmek arası köfte patates hazırlayacakmışım! Bu sene son bir maça gidip jübile yapma hakkım varmış!! Şunu unutma ki tatlı oğlum sen daha mini mini bir hücreyken bile annen seni kendi içinde 2 kere maça götürdü, yani bir kere kayıtlara geçsin lütfen, seni ilk maçına annen götürdü kanguru halindeyken, baban değil. Bu sebeple beni maçlara götürmeme gibi bir şansınız yok tamammı! Sen bunu bil, annenin hakkını koru, beni dışlamayın lütfen :) Neymiş sen babanınmışsın, ben çok istiyorsam kendime bir tane yapacakmışmışım! Bak bak bak!! Baban oğlu olduğunu öğrendiğinden beri iyice raydan çıktı minik pandam, sen bir doğ da göreceksin nasıl ilgiye sevgiye ve babanın türlü hain planlarına boğulacağını :)
Karnımdan görebildiğim kadarıyla hızlıca büyümeye devam ediyorsun, beni de büyütüyorsun haliyle :) Bu sene tatile sayende oldukça az eşya ile çıktım, evdekiler olmamaya başlıyor zaman geçtikçe :) Ama önümüzdeki seneler için de pratik oluyor bize, artık 2 kişinin değil 3 kişinin bavulu hazırlanacak çünkü :) En çok da minik Lefter ve büyük ama hala küçük canım kocamın formaları yer tutacak sanırım.
Evde iki tane Murat olması fikrine bayılıyorum, düşündükçe hem iki oğlanı nasıl idare edeceğim diye biraz korkuyorum:) hem de zevkten kendimden geçiyorum :)
18. haftadayız şimdi.. Ne zaman hareketlerini hissedeceğim diye merakla bekliyorum. Bazen karnımın altında bir sıkışıklık hissediyorum, acaba oğlum mu sıkıştı burada bir yerlerde mi diye yokluyorum, henüz tepki veren yok.. Bir de o an gelse, nasıl olacak, ne hissedeceğim, ilk defa temas edeceğiz seninle, sabırsızım işte..
Şimdilik bu kadar minik pandam.
Ben de baban da seni çok seviyoruz..
Mutlulugumu, derdimi, kendimi, içimdekini, dışımdakini, miniğimi paylaşayım dedim.. Minik pandama mektuplar yazayım, hikayeler anlatayım istedim..
26 Tem 2012
18 Tem 2012
Lefter'in ilk golü
Günaydın canım oğlum :) minik ve bir o kadar da şirin Lefter Bartu Karaca :)
1 ay seni kızım diye sevdik, tabi doktor geçen ay kız gibi gözüküyor dediği için, dün bir baktık bizimki oğlanmış! Hem de ne hareketli ne yaramaz! Kontrolde bir saniye yerinde durmadın, sürekli bir hareket, eller kollar bacaklar ayrı oynar, kafa bir sağa bir sola, vücut bir öne bir arkaya.. Baban dediki; bu oğlan doğunca iyi peşinden koşturacak bizi!
Doktor erkek deyince ben kaldırdım kollarımı havaya 'biliyordum' dedim, başından beri hep öyle hissettim çünkü. Anneler hisseder böyle birşeymiş, bu noktaya da biraz erken vardım galiba :) Çok şaşırdık tabi, hatta komik ve tatlı baban dediki, 'e ben kıza çok alışmışım kız olsun istiyorum!' Bu his de geçecek, aynı bir ay önce olduğu gibi :) Sonra yavaştan toparladı kendini, 'neyse' dedi, 'fener odası, sarı-laci çizgili duvarlar, duvardaki alex grafikleri boşa gitmeyecek'. 'Ama' dedi, 'ya büyünce bana play station oynatmazsa bu oğlan!!!' Gördüğün gibi tatlı oğlum babanın hayatta gerçekten "çok önemli" dertleri var :) Allah daha fazlasını vermesin inşallah ailemize..
Şimdilik senden ricalarımız şunlar;
- Yaramaz olacaksın tabi ama çok yaramaz olma
- Babana play station oynat, beraber oynayın
- Maçlara beni de götürün, sakın anneyi dışlamayın (ben seni daha karnımda 6 haftalıkken götürdüm, biber gazını da yedirdim güzelce, onu da anlatırım sonra :)
- Bir de biz yaşlanınca bizi ihmal etme bize bak
Oldu mu :)
Peki ismini beğendin mi? Değiştirmeyiz büyük ihtimalle, epeydir aklımızda hazırdı çünkü. Bunları okurken tabi biliyor ve hatta hatmetmiş olacaksın Fenerbahçe tarihini, Lefter'i; ismin senin için daha da anlamlı olacak.. Lefter Yunanca'dan geliyormuş, Lefteris'miş orijinali, özgürlük, hürriyet demekmiş. Bartu varlık, servet anlamındaymış. Lefter'i baban çok istedi, Bartu'yu da daha önce bana söylemişti, çok da hoşuma gitmişti benim de, e baban da sever Bartu ismini (nedeni; Can Bartu, onu da bildin değilmi :) ), öyle çıktı ismin. Daha çok babanı hayali isteği oldu diyelim, ama annen de on numaradır, pek kırmadı bugüne kadar babanın hayallerini, bu sebeple camiada da pek sevilir sayılır :)
Uzun zamandır yazamadım sana, biraz özetleyeyim geçen zamanı.
Ananen yolda düşmüş yüzüstü burnunu kırmış, ameliyat olmuş, geçen hafta sonu Erdek'e gittik onu görmeye. İyiydi, şimdi daha da iyiymiş. Teyzenle enişten de Erdek'teydi, onlarla da vakit geçirdik bolca, bize de iyi geldi. Babanla enişten Serhan bolca kağıt oynuyorlar, pek seviyorlar, pek anlaşıyorlar, normalde iki farklı dünyanın insanı ama iş kağıt oyunlarına okeye gelince bunlardan iyi anlaşan bir ikili göremezsin :) Neyse bize de iyi oluyor, iki senedir teyzenlerle tatile gidiyoruz. Hep beraber mutlu mesut :)
Bulantılarım azalsa da arada ben burdayım diyor, ben de git artık diyorum, bir mücadele hali.. Sulugözlülük tamamen bitti sanırım, yorgunluk da çok yok, bu ara bir enerji girişi yaşıyorum herhalde, her şeye her yere koşturacak halim var.
Cumartesi babanla baş başa son tatilimize çıkıyoruz :) Çünkü -inşallah- seneye sen de kollarımızda olacaksın. Önce Bodrum'a gideceğiz sonra teyzenler ve eniştenle Datça'ya. Enişten ve Datça nasıl olacak çok merak ediyoruz :):)
Şimdilik böyle tatlı miniğim, yerinde durmayan canım oğlum.. Aklıma geldikçe yazarım yine..
Seni çok seviyorum..
1 ay seni kızım diye sevdik, tabi doktor geçen ay kız gibi gözüküyor dediği için, dün bir baktık bizimki oğlanmış! Hem de ne hareketli ne yaramaz! Kontrolde bir saniye yerinde durmadın, sürekli bir hareket, eller kollar bacaklar ayrı oynar, kafa bir sağa bir sola, vücut bir öne bir arkaya.. Baban dediki; bu oğlan doğunca iyi peşinden koşturacak bizi!
Doktor erkek deyince ben kaldırdım kollarımı havaya 'biliyordum' dedim, başından beri hep öyle hissettim çünkü. Anneler hisseder böyle birşeymiş, bu noktaya da biraz erken vardım galiba :) Çok şaşırdık tabi, hatta komik ve tatlı baban dediki, 'e ben kıza çok alışmışım kız olsun istiyorum!' Bu his de geçecek, aynı bir ay önce olduğu gibi :) Sonra yavaştan toparladı kendini, 'neyse' dedi, 'fener odası, sarı-laci çizgili duvarlar, duvardaki alex grafikleri boşa gitmeyecek'. 'Ama' dedi, 'ya büyünce bana play station oynatmazsa bu oğlan!!!' Gördüğün gibi tatlı oğlum babanın hayatta gerçekten "çok önemli" dertleri var :) Allah daha fazlasını vermesin inşallah ailemize..
Şimdilik senden ricalarımız şunlar;
- Yaramaz olacaksın tabi ama çok yaramaz olma
- Babana play station oynat, beraber oynayın
- Maçlara beni de götürün, sakın anneyi dışlamayın (ben seni daha karnımda 6 haftalıkken götürdüm, biber gazını da yedirdim güzelce, onu da anlatırım sonra :)
- Bir de biz yaşlanınca bizi ihmal etme bize bak
Oldu mu :)
Peki ismini beğendin mi? Değiştirmeyiz büyük ihtimalle, epeydir aklımızda hazırdı çünkü. Bunları okurken tabi biliyor ve hatta hatmetmiş olacaksın Fenerbahçe tarihini, Lefter'i; ismin senin için daha da anlamlı olacak.. Lefter Yunanca'dan geliyormuş, Lefteris'miş orijinali, özgürlük, hürriyet demekmiş. Bartu varlık, servet anlamındaymış. Lefter'i baban çok istedi, Bartu'yu da daha önce bana söylemişti, çok da hoşuma gitmişti benim de, e baban da sever Bartu ismini (nedeni; Can Bartu, onu da bildin değilmi :) ), öyle çıktı ismin. Daha çok babanı hayali isteği oldu diyelim, ama annen de on numaradır, pek kırmadı bugüne kadar babanın hayallerini, bu sebeple camiada da pek sevilir sayılır :)
Uzun zamandır yazamadım sana, biraz özetleyeyim geçen zamanı.
Ananen yolda düşmüş yüzüstü burnunu kırmış, ameliyat olmuş, geçen hafta sonu Erdek'e gittik onu görmeye. İyiydi, şimdi daha da iyiymiş. Teyzenle enişten de Erdek'teydi, onlarla da vakit geçirdik bolca, bize de iyi geldi. Babanla enişten Serhan bolca kağıt oynuyorlar, pek seviyorlar, pek anlaşıyorlar, normalde iki farklı dünyanın insanı ama iş kağıt oyunlarına okeye gelince bunlardan iyi anlaşan bir ikili göremezsin :) Neyse bize de iyi oluyor, iki senedir teyzenlerle tatile gidiyoruz. Hep beraber mutlu mesut :)
Bulantılarım azalsa da arada ben burdayım diyor, ben de git artık diyorum, bir mücadele hali.. Sulugözlülük tamamen bitti sanırım, yorgunluk da çok yok, bu ara bir enerji girişi yaşıyorum herhalde, her şeye her yere koşturacak halim var.
Cumartesi babanla baş başa son tatilimize çıkıyoruz :) Çünkü -inşallah- seneye sen de kollarımızda olacaksın. Önce Bodrum'a gideceğiz sonra teyzenler ve eniştenle Datça'ya. Enişten ve Datça nasıl olacak çok merak ediyoruz :):)
Şimdilik böyle tatlı miniğim, yerinde durmayan canım oğlum.. Aklıma geldikçe yazarım yine..
Seni çok seviyorum..
Etiketler:
anne hisseder,
bartu,
lefter,
oğlan,
play station
Kaydol:
Yorumlar (Atom)