Günaydın canım oğlum :) minik ve bir o kadar da şirin Lefter Bartu Karaca :)
1 ay seni kızım diye sevdik, tabi doktor geçen ay kız gibi gözüküyor dediği için, dün bir baktık bizimki oğlanmış! Hem de ne hareketli ne yaramaz! Kontrolde bir saniye yerinde durmadın, sürekli bir hareket, eller kollar bacaklar ayrı oynar, kafa bir sağa bir sola, vücut bir öne bir arkaya.. Baban dediki; bu oğlan doğunca iyi peşinden koşturacak bizi!
Doktor erkek deyince ben kaldırdım kollarımı havaya 'biliyordum' dedim, başından beri hep öyle hissettim çünkü. Anneler hisseder böyle birşeymiş, bu noktaya da biraz erken vardım galiba :) Çok şaşırdık tabi, hatta komik ve tatlı baban dediki, 'e ben kıza çok alışmışım kız olsun istiyorum!' Bu his de geçecek, aynı bir ay önce olduğu gibi :) Sonra yavaştan toparladı kendini, 'neyse' dedi, 'fener odası, sarı-laci çizgili duvarlar, duvardaki alex grafikleri boşa gitmeyecek'. 'Ama' dedi, 'ya büyünce bana play station oynatmazsa bu oğlan!!!' Gördüğün gibi tatlı oğlum babanın hayatta gerçekten "çok önemli" dertleri var :) Allah daha fazlasını vermesin inşallah ailemize..
Şimdilik senden ricalarımız şunlar;
- Yaramaz olacaksın tabi ama çok yaramaz olma
- Babana play station oynat, beraber oynayın
- Maçlara beni de götürün, sakın anneyi dışlamayın (ben seni daha karnımda 6 haftalıkken götürdüm, biber gazını da yedirdim güzelce, onu da anlatırım sonra :)
- Bir de biz yaşlanınca bizi ihmal etme bize bak
Oldu mu :)
Peki ismini beğendin mi? Değiştirmeyiz büyük ihtimalle, epeydir aklımızda hazırdı çünkü. Bunları okurken tabi biliyor ve hatta hatmetmiş olacaksın Fenerbahçe tarihini, Lefter'i; ismin senin için daha da anlamlı olacak.. Lefter Yunanca'dan geliyormuş, Lefteris'miş orijinali, özgürlük, hürriyet demekmiş. Bartu varlık, servet anlamındaymış. Lefter'i baban çok istedi, Bartu'yu da daha önce bana söylemişti, çok da hoşuma gitmişti benim de, e baban da sever Bartu ismini (nedeni; Can Bartu, onu da bildin değilmi :) ), öyle çıktı ismin. Daha çok babanı hayali isteği oldu diyelim, ama annen de on numaradır, pek kırmadı bugüne kadar babanın hayallerini, bu sebeple camiada da pek sevilir sayılır :)
Uzun zamandır yazamadım sana, biraz özetleyeyim geçen zamanı.
Ananen yolda düşmüş yüzüstü burnunu kırmış, ameliyat olmuş, geçen hafta sonu Erdek'e gittik onu görmeye. İyiydi, şimdi daha da iyiymiş. Teyzenle enişten de Erdek'teydi, onlarla da vakit geçirdik bolca, bize de iyi geldi. Babanla enişten Serhan bolca kağıt oynuyorlar, pek seviyorlar, pek anlaşıyorlar, normalde iki farklı dünyanın insanı ama iş kağıt oyunlarına okeye gelince bunlardan iyi anlaşan bir ikili göremezsin :) Neyse bize de iyi oluyor, iki senedir teyzenlerle tatile gidiyoruz. Hep beraber mutlu mesut :)
Bulantılarım azalsa da arada ben burdayım diyor, ben de git artık diyorum, bir mücadele hali.. Sulugözlülük tamamen bitti sanırım, yorgunluk da çok yok, bu ara bir enerji girişi yaşıyorum herhalde, her şeye her yere koşturacak halim var.
Cumartesi babanla baş başa son tatilimize çıkıyoruz :) Çünkü -inşallah- seneye sen de kollarımızda olacaksın. Önce Bodrum'a gideceğiz sonra teyzenler ve eniştenle Datça'ya. Enişten ve Datça nasıl olacak çok merak ediyoruz :):)
Şimdilik böyle tatlı miniğim, yerinde durmayan canım oğlum.. Aklıma geldikçe yazarım yine..
Seni çok seviyorum..
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder