Küçük aşkım..
Çok az kaldı gelmene, en fazla 1 hafta diyelim :) Bugün ayın 12 si, 15 i ctesi doktor randevumuz var ve eğer sen daha önce davranmazsan biz senin ne zaman geleceğine karar vereceğiz Serdar bey'le. Başından beri 20 Aralık diyordu doktorumuz bakalım bu cumartesi net tarih verecek. Ama ben sana güveniyorum, bana öyle geliyor ki sen yine de kendin seçeceksin geleceğin tarihi :)
10 gün önce isten izne ayrıldım. Geçen hafta o kadar dolu dolu geçti ki resmen iş yerinde daha az yoruluyordum. Ama bütün hazırlıkları tamamladık canım oğlum, hepsi senin için.. Odan geldi, artık babanın hakimiyeti sona erdi :) Ee odasını aldın çünkü daha gelmeden egemenliğini kayıtsız şartsız ilan ettin :) Geçen çarşamba geldi mobilyan, ondan 3 gün önce de evde çamaşır makinası çalışmaya başladı, 3 gün boyunca eşyaların yıkandı ütülendi yerleşmeye hazır hale getirildi. Çarşamba günü de ananenle beraber yerleştirdik eşyalarını, odanı hazırladık.. Herşeyin var maşallah hiçbir eksiğin yok.. Tam takım çalışıyoruz seni en iyi şekilde ağırlamak için :) Telsizini Zeynep teyzen aldı, dönenceni Zeynep ve Gülümser teyzen beraber aldı, Adana'dan bir dolu şey gönderdi Gülümser teyzen, babanen nevresim dikti. Yatağını yaptık, beşiğini hazırladık, doğuma giderken lazım olacak eşyalarını çantaya koyduk. O kadar minik ki herşey :) O kadar şirin ki.. İçinde seni hayal ediyorum, kucağımda seni düşlüyorum, yatağında uyurken görüyorum seni, elin elimde, diğeri de babanda.. Az kaldı canım oğlum, çok az kaldı kavuşmamıza....
Heyecanlıyız tabi ama paniğe bağlamadık henüz. Zaten ananenin heyecanı hepimize yetiyor :) Yalnız son 3-4 gündür sürekli doğumla ilgili rüyalar görüyorum, normal herhalde.. Birinde kucağımdasın, birinde doktordayız, birinde kontrole gidiyoruz doktorumuz Kars'a gitmiş (alakasız:)) ben arızayı veriyorum. Böyle tuhaf rüyalar işte :) Neyse dün itibariyle ben de çantamı hazırladım, yani ikimiz de tamamen hazırız seni karşılamaya :) Ne zaman istersen gel artık :)
Sen kocaman olmuştun 2,5 hafta önceki kontrolde, tam 2,5 kg dın! Annenin yediği tatlılar işe yaramış hızlıca büyümüşsün. Bakalım bu cumartesi kaç tartılacaksın yaramaz..
Ha bu arada hareketlerinde hiçbir yavaşlama ve azalma da olmadı, onu da belirteyim. Hani son haftalar yeri olmaz bebeğin biraz azalır hareketleri demişlerdi ya, yalanmış o :) Senin için farklıymış yani :) ittire ittire kendine bir güzel yer açıyorsun, hiç bana sıkıştım annecim falan deme :)
10 kere dedim işte.. Gel artık bekliyoruz canımızı, yeni aşkımızı....
Mutlulugumu, derdimi, kendimi, içimdekini, dışımdakini, miniğimi paylaşayım dedim.. Minik pandama mektuplar yazayım, hikayeler anlatayım istedim..
12 Ara 2012
27 Kas 2012
Uzun bir ara..
Canım oğlummmmm,
O kadar uzun zaman olmuşki yazmayalı, nereden başlasam bilmiyorum..
Özür dilerim seni bu kadar yazısız bıraktığım için, ama sensiz zaten bir milisaniyem geçmiyor ki :) Hemen başlayayım anlatmaya..
Karnımı da açtım ekranın karşısında, sen de izle dinle oku diye :)
Artık karnım, tabi dogal olarak, kocaman kocccaman oldu, sen de oylesin, karnım tok bir jöle kıvamında bir o yana bir bu yana hareket ediyor, yani sen oyle hareket ettiriyorsun, bir bakıyorum saga kaymış, bir solda, ya da sağdan sola soldan sağa geçişler yapıyorsun, hiç olmadı kafanla poponla diinle dirseğinle ittirip genişletme çalışmalarına giriyorsun. En sevdigin şeylerden biri sağ kaburgama dayanmak, sanki topuğun, ya da ayağın o minik şey.. Benim için çok da favori bir hareket oldugunu soyleyemeyecegim haliyle :)
3-4 hafta onceydi, bayramdan onceki pazar sabahı, karnımda kalp atışına benzer düzenli kıpırtılarla uyandım. Önce anlamadım ne oldugunu jeton sonradan düştü, arkadaşlarımda bahsetmişti çünkü, benim tatlı miniğim hıçkırıyordu ! :)) Pıt-pıt-pıt , 10 dakika sürdü herhalde, sonra da her gun 1 veya 2 defa hissetmeye başladım, 10-15 daikaka suruyor. Oğlum amma çok hıçkırıyorsun yahu :) Sorduk doktora normal dedi, hatta iyi birşey dedi, emme ve yutkunma reflekslerin gelişiyormuş. Aferin sana :) Güzel em doğunca olur mu.. İyi em, hızlı büyü tosun ol :)
Doktor randevumuz vardı 3 hafta once, 32. hafta randevusu, bana biraz şeker ye demişti Serdar hoca daha once, tatlı ye ki oğlan azıcık hızlı buyusun. Her gun pekmez veya bal yiyorum seni buyutmek için, e ben de hızlı buyuyorum haliyle :) Neyse işe yaramış, 1300 gr almışım ben, 600 gr ını sana vermişim, 1750 gr olmuşsun!
(şimdi başladı bugunku hıçkırık nobetin de :)
Tbc..
O kadar uzun zaman olmuşki yazmayalı, nereden başlasam bilmiyorum..
Özür dilerim seni bu kadar yazısız bıraktığım için, ama sensiz zaten bir milisaniyem geçmiyor ki :) Hemen başlayayım anlatmaya..
Karnımı da açtım ekranın karşısında, sen de izle dinle oku diye :)
Artık karnım, tabi dogal olarak, kocaman kocccaman oldu, sen de oylesin, karnım tok bir jöle kıvamında bir o yana bir bu yana hareket ediyor, yani sen oyle hareket ettiriyorsun, bir bakıyorum saga kaymış, bir solda, ya da sağdan sola soldan sağa geçişler yapıyorsun, hiç olmadı kafanla poponla diinle dirseğinle ittirip genişletme çalışmalarına giriyorsun. En sevdigin şeylerden biri sağ kaburgama dayanmak, sanki topuğun, ya da ayağın o minik şey.. Benim için çok da favori bir hareket oldugunu soyleyemeyecegim haliyle :)
3-4 hafta onceydi, bayramdan onceki pazar sabahı, karnımda kalp atışına benzer düzenli kıpırtılarla uyandım. Önce anlamadım ne oldugunu jeton sonradan düştü, arkadaşlarımda bahsetmişti çünkü, benim tatlı miniğim hıçkırıyordu ! :)) Pıt-pıt-pıt , 10 dakika sürdü herhalde, sonra da her gun 1 veya 2 defa hissetmeye başladım, 10-15 daikaka suruyor. Oğlum amma çok hıçkırıyorsun yahu :) Sorduk doktora normal dedi, hatta iyi birşey dedi, emme ve yutkunma reflekslerin gelişiyormuş. Aferin sana :) Güzel em doğunca olur mu.. İyi em, hızlı büyü tosun ol :)
Doktor randevumuz vardı 3 hafta once, 32. hafta randevusu, bana biraz şeker ye demişti Serdar hoca daha once, tatlı ye ki oğlan azıcık hızlı buyusun. Her gun pekmez veya bal yiyorum seni buyutmek için, e ben de hızlı buyuyorum haliyle :) Neyse işe yaramış, 1300 gr almışım ben, 600 gr ını sana vermişim, 1750 gr olmuşsun!
(şimdi başladı bugunku hıçkırık nobetin de :)
Tbc..
22 Eki 2012
Senden, benden ..
Günaydın canım oğlum,
Birçok şey var sana anlatacak, ama müsaade edersen bugün biraz da kendime yazayım, biraz rahatlayayım..
Güne senin için seçilen şarkılarla başladık, şimdi kulağımda 'Songbird - Eva Cassidy' - huzur verici bir ses, müthiş bir dinginlik içindeyim şu an-, bir diğer kulaklık da senin kulağında, yani karnımda..
Saat 6 da senin kıpırdamalarınla uyandım güne, son birkaç haftadır saatimiz bu, sabah 6. Anlaşılan doğunca da böyle olacak, beni şimdiden alıştırıyorsun.. O saatten beri de hiç ama hiç durmadın. Ama hiç durmadın :) İşte bir arkadaşım var, müzisyen, eşi de hamile, o müzikler paylaşmış bizimle dinletin bebişleriniz sakinleşsin diye, şimdi onları dinliyoruz senle. Kulaklıgı karnıma koyduğumdan beri biraz duruldun sanki, iyi mi geldi ne .. Babana dedim, klasik müzik dinletiyorum oğluna diye, o da der ki, akşam bir Neşet dinleteyim oğluma da aslını bulun Lefter'im.
Neşet Ertaş'ı göremeyeceksin, rahmetli oldu birkaç hafta once, ama bol bol dinleyeceksin emin ol..Baban çok çok sever.. E senin de memleketlin ..
Ben biraz sallanıyorum bu ara.. Dizimdeki sıkıntı bozdu epeyce moralimi, ağrım da oluyor, yataktan zor kalkıyorum bazen, işe gidemediğim günler de oldu. MR çektirdim, çektirdik yani, senle.. Ama ben seni hep sevdim, okşadım, hissetmişsindir, elim üstündeydi korkma diye. Yine de buna şükür diyorum, Allah başka sıkıntı vermesin. Duygu durumum da hızla değişiyor artan ağırlıkla beraber, bazen öyle anlar oluyor ki Lefter'im hem kendimi hem ruhumu taşımakta zorlanıyorum. Bedenen de ruhen de daha çabuk yoruluyorum galiba. Durduk yere içime sıkıntılar basıyor, uyuyamıyorum bazen, hiçbirşey yapmak istemiyor canım, patlayacak gibi oluyorum, geçiyor sonra..
Çok kilo da almadım aslında, 7 ay bitti 7 kilo olmuşum ben, sen de 1,2 kg :) Tabi annenin orijinal hali 48-50 lerdedir, bu kilo da hayatında görmediği bir kilodur :) Sen de sadece öne doğru büyüdüğün için her gü kucağımda 7 kiloluk bir topla işe geldiğimi, yürüdüğümü, hareket ettiğimi düşün, e kolay olmuyor :)
Aritmilerim, çarpıntılarım da arttı, kolay yoruluyor artık anneciğin.. Doktor diyor ki son haftalarda daha da artabilir, artık kendini yormak yok Elif, dinleneceksin..
Normal tabi bunların hepsi, her zaman dediğim gibi yeter ki sen iyi ol sen sağlıklı ol, ben de bekleyim geçsin zor günler..
sana kavuşma seni kollarımıza alma heyecanı da gitgide artıyor canım oğlum. Sen gelince daha hareketli heyecanlı ve uykusuz geceler bizi bekleyecek biliyoruz. Gel istiyoruz :)
Doktor kontrolümüz vardı 2 gün önce, şeker-tatlı ye azıcık dedi Serdar Hoca. Oğlan bu ara hızlı büyür sen de yardımcı ol böylece dedi. Sabahları bal-pekmeze talim yani. 3 hafta sonra bir daha kontrol var, büyüdüğünü görmem lazım minik sıpa :)
Ha senin hareketli halin tam gaz devam, hatta artıyor sanki gün geçtikçe. Hoplatıp duruyorsun beni. Kımılcan koydum yeni adını :) Bir o yana bir bu yana kayıp duruyorsun içimde, arada sıkışınca da basıyorsun tekmeyi :) Babanı bir hoplattın bir gece, eli karnımdaydı sen bir çaktın, baban dedi ki nooluuyoruz!!! Senle bir takım baba oğlu konuşmaları yaptı ama pek dinlemedin :) İnşallah doğduktan sonra dinlersin :)
Birçok şey var sana anlatacak, ama müsaade edersen bugün biraz da kendime yazayım, biraz rahatlayayım..
Güne senin için seçilen şarkılarla başladık, şimdi kulağımda 'Songbird - Eva Cassidy' - huzur verici bir ses, müthiş bir dinginlik içindeyim şu an-, bir diğer kulaklık da senin kulağında, yani karnımda..
Saat 6 da senin kıpırdamalarınla uyandım güne, son birkaç haftadır saatimiz bu, sabah 6. Anlaşılan doğunca da böyle olacak, beni şimdiden alıştırıyorsun.. O saatten beri de hiç ama hiç durmadın. Ama hiç durmadın :) İşte bir arkadaşım var, müzisyen, eşi de hamile, o müzikler paylaşmış bizimle dinletin bebişleriniz sakinleşsin diye, şimdi onları dinliyoruz senle. Kulaklıgı karnıma koyduğumdan beri biraz duruldun sanki, iyi mi geldi ne .. Babana dedim, klasik müzik dinletiyorum oğluna diye, o da der ki, akşam bir Neşet dinleteyim oğluma da aslını bulun Lefter'im.
Neşet Ertaş'ı göremeyeceksin, rahmetli oldu birkaç hafta once, ama bol bol dinleyeceksin emin ol..Baban çok çok sever.. E senin de memleketlin ..
Ben biraz sallanıyorum bu ara.. Dizimdeki sıkıntı bozdu epeyce moralimi, ağrım da oluyor, yataktan zor kalkıyorum bazen, işe gidemediğim günler de oldu. MR çektirdim, çektirdik yani, senle.. Ama ben seni hep sevdim, okşadım, hissetmişsindir, elim üstündeydi korkma diye. Yine de buna şükür diyorum, Allah başka sıkıntı vermesin. Duygu durumum da hızla değişiyor artan ağırlıkla beraber, bazen öyle anlar oluyor ki Lefter'im hem kendimi hem ruhumu taşımakta zorlanıyorum. Bedenen de ruhen de daha çabuk yoruluyorum galiba. Durduk yere içime sıkıntılar basıyor, uyuyamıyorum bazen, hiçbirşey yapmak istemiyor canım, patlayacak gibi oluyorum, geçiyor sonra..
Çok kilo da almadım aslında, 7 ay bitti 7 kilo olmuşum ben, sen de 1,2 kg :) Tabi annenin orijinal hali 48-50 lerdedir, bu kilo da hayatında görmediği bir kilodur :) Sen de sadece öne doğru büyüdüğün için her gü kucağımda 7 kiloluk bir topla işe geldiğimi, yürüdüğümü, hareket ettiğimi düşün, e kolay olmuyor :)
Aritmilerim, çarpıntılarım da arttı, kolay yoruluyor artık anneciğin.. Doktor diyor ki son haftalarda daha da artabilir, artık kendini yormak yok Elif, dinleneceksin..
Normal tabi bunların hepsi, her zaman dediğim gibi yeter ki sen iyi ol sen sağlıklı ol, ben de bekleyim geçsin zor günler..
sana kavuşma seni kollarımıza alma heyecanı da gitgide artıyor canım oğlum. Sen gelince daha hareketli heyecanlı ve uykusuz geceler bizi bekleyecek biliyoruz. Gel istiyoruz :)
Doktor kontrolümüz vardı 2 gün önce, şeker-tatlı ye azıcık dedi Serdar Hoca. Oğlan bu ara hızlı büyür sen de yardımcı ol böylece dedi. Sabahları bal-pekmeze talim yani. 3 hafta sonra bir daha kontrol var, büyüdüğünü görmem lazım minik sıpa :)
Ha senin hareketli halin tam gaz devam, hatta artıyor sanki gün geçtikçe. Hoplatıp duruyorsun beni. Kımılcan koydum yeni adını :) Bir o yana bir bu yana kayıp duruyorsun içimde, arada sıkışınca da basıyorsun tekmeyi :) Babanı bir hoplattın bir gece, eli karnımdaydı sen bir çaktın, baban dedi ki nooluuyoruz!!! Senle bir takım baba oğlu konuşmaları yaptı ama pek dinlemedin :) İnşallah doğduktan sonra dinlersin :)
26 Eyl 2012
Onun arabası var güzel mi güzel :)
Seni gidi tatlı yaramaz,
Senin zamanına yetişirmi kalırmı bilmiyorum ama Mustafa Sandal vardı -hala var-, biz 15 li yaşlardayken de bu şarkıyla çıkışını yapmıştı, çalsın bakalım ben sana yazarken, bu da klibi;
http://www.youtube.com/watch?v=b0m8YPF3N70
İçimde sen Mustafa Sandal dansları ediyorsun (bizim zamanımızda fenomendi! :), taklalar atıyorsun, artistik patinaj yapıyorsun.. Geceleri tekmelerinle, dizinle, dirseğinle, o minik poponu karnıma dayamanla uyanıyorum. Yumurta çıktı diyoruz babanla öyle zamanlarda, karnımın bir yanı şişiyor, amorf oluyor, yumurta şeklini alıyor, belli ki sen yine bir haltlar karıştırıyorsun içeride! Ha bir de son günlerde keşfettiğin 'hayat maksimumda' hareketin var, eksenel bir tepmeye denk geliyor, aynı anda hem sağdan hem soldan geçiriyorsun. Bu nasıl bir yaramazlıktır :) Korkuyorum karnımdan bir yerlerden dışarı çıkacaksın diye :) Azıcık sakin dur evladım, diğer hamilelerle konuşuyorum, hele kız anneleri-bebekleri öyle sakin ki, yanaktan makas alır gibi tekmeliyor. Sen maşallah, süpermenim benim, her seferinde 6.9 şiddetinde depremler oluyor içimde :)
Babana çektin degil mi yaramazlıkta, hemen bir anısını anlatayım sana.
Küçükmüş baban, ilkokul yaşlarında.. Kaman'da büyüdü, bahçede oyun oynarmış, börtü böcekle arası da ondan iyidir, annen gibi korkmaz arıdan. Toplamış 5-6 tane arıyı, halanın ayakkabısının içine koymuş. Halan da işte 2 yaş büyük babandan, o da küçük yani o yaşlarda, giymiş ayakkabıyı, aynı anda feryat figan tabi.. Baban da zevkten dört köşe :)
Bu daha biri, anlatsa sepetle babanda yaramazlık anısı..
2 hafta önce doktora gittik yine seni görmeye. Büyümüş 700 gr'a yaklaşmışsın. Dedim ki -Serdar bey bu arkadaş pek hareketli, normalmi, "doğunca peşinden iyi koşturacak sizi" dedi :) Halan geldi bu sefer de, ona göz kırptın azıcık.
Herşey normal çok şükür, hiçbir sıkıntı yok sen sağlıklısın, ki en önemlisi...
Gelelim başlığımıza.. İlk arabanı aldı baban sana, (tekrar bakınız yukarıdaki klip), bak bakalım beğenecek misin sen de..
Sarı vosvos! İlk oyuncak araban :) Muhtemelen ileride 500 tane oyuncağın olacak, e erkek çocuk olduğun için de yarısı araba olacak. Bu unutulmasın akıllarda kalsın, senin ilk araban.. Bir alışveriş merkezinde görmüş baban, bir hevesle getirdi eve. Onun zamanında yokmuş pek, varmış da bunlardan pek bulunmazmış. Bir tane kırmızı arabası varmış babanın, o da kırılmış veya kaybolmuş, alınmamış yerine yenisi, sen gibi diğer çocuklar gibi şanslı değilmiş baban, deden öğretmen babanen öğrenci o zamanlar, neredee öyle 20 tane oyuncak araba olsun evde.. Bunu da saklarız herhalde,ileride de sana veririz, sen de bir köşeye koyarsın kendi evinde..
Geçen hafta sonu başka büyük bir iş daha hallettik. E sen büyüyorsun içimde, vakit de hızlıca geçiyor, 27. haftaya geldik bile, dedik ki çıkalım bebek arabası ve mobilya bakalım. Yatağını-dolabını ananen ve deden biz alalım dedi, teşekkür ederiz dedik biz de :) Arabanı da biz alalım diye çıktık yola, girdik çıktık dükkanlara, taktık çıkardık pusetleri, katladık arabaları tarttık baktık ağırlığına güvenliğine, e sürdük biraz da dükkanların içinde, istedik ki Lefter'imiz rahat etsin, en güzeli en iyisi en konforlusu onun olsun, sonunda aldık en pahalısını :) Buyrunuz prens hazretleri, bu da 4 yaşına kadarki tahtınız;
Jane Rider markası, piyasadaki en iyi bebek arabası :) Yaklaşık 1 yaşına kadar solda gördüğün haliyle keyif yapacaksın, ana kucağı tam yatıp portbebeye dönüşüyor, yani sana istediğin zaman yatma imkanı tanıyor. Dedim ya herşey senin rahatın mutluluğun için :) 1 yaşından sonra da bunu çıkartıp pusetini takacağız, 3-4 yaşına kadar da pusette takılacaksın.
E biraz da kendimizi de düşündük tabi, çıkarması takması katlaması kolay olsun, portatif olsun çok yer kaplamasın bagajda gibi kriterlerimiz de oldu. Nihayetinde baban oğlum için bizim için en iyisi olsun dedi, bunu aldı, kıymetini bil, tepe tepe kullan :)
Mobilyanı da beğendik gibi, ananenler Erdek'ten döndüklerinde onu da alacağız. Hazırlanıyoruz işte senin için, çok heyecanlıyız tatlı miniğim çokkk :)
Sana da sağdan soldan bir sürü hediyeler geliyor, ananen Erdek'ten bir bavul kıyafet almış mesela, Zeynep teyzen boş durmamış ilk ayak izini alacağımız bir kalıp ve çerçeve almış, arkadaşlarımız getiriyorlar bir şeyler, sen daha gelmeden ev doluyor, eşyalarını koyacak yer bulamıyoruz :)
Karnımda seninle beraber hızla büyüyor. 3 trimester dedikleri son dönemece girmiş bulunuyorum. 2 haftadır hamile olduğumu hissetmeye başladım. Çok kilo almamış olsam da vücudum hareketlerim ağırlaştı. 1-2 ay önceki enerji patlamasının yerinde yeller esiyor :) Ağrılar devam ediyor, biri geçiyor başkası başlıyor. Geçen hafta karnımın sağ üst tarafında bir ağrıyla boğuşmakla geçti. En sonunda cuma günü evde dinlenmek zorunda kaldım gidemedim işe. Hafta sonu İstanbul'a Devrez amcanın düğününe gidecektik, ona da gidemedik, sağol yani miniğim :) Ananen diyor ki artık oğlun kendi programını yapmaya başladı, bundan sonra o sana değil sen ona uyacaksın! Doğru diyor galiba.. Bugün de evdeyim mesela, ameliyatlı dizim de dayanamadı herhalde bu tempoya, malum hafta sonu o dükkan senin bu dükkan benim dolaştık, e kilo da artınca o da dur bir dedi bana, şişti sağ olsun, ayağımı uzattım yatıyorum evde.. Bundan sonra böyle geçecek herhalde tatlı oğlum, sen gelene kadar annen biraz sallanacak galiba. Neyse sen iyi ol da, annen de baban da her türlü zorluğu halleder merak etme..
Baban o kadar tatlı o kadar destek oluyor ki bana, sen de inşallah büyüyünce baban gibi seversin evlendiğin kadını, o da dünyanın en şanslı kadını olur..
Başka şeyler varmıydı diye düşünüyorum canım oğlum.. Seni çok özledik, zaman hızla geçsin sana sarılalım diye bekliyoruz, başka da bir şey yok işte..
Senin zamanına yetişirmi kalırmı bilmiyorum ama Mustafa Sandal vardı -hala var-, biz 15 li yaşlardayken de bu şarkıyla çıkışını yapmıştı, çalsın bakalım ben sana yazarken, bu da klibi;
http://www.youtube.com/watch?v=b0m8YPF3N70
İçimde sen Mustafa Sandal dansları ediyorsun (bizim zamanımızda fenomendi! :), taklalar atıyorsun, artistik patinaj yapıyorsun.. Geceleri tekmelerinle, dizinle, dirseğinle, o minik poponu karnıma dayamanla uyanıyorum. Yumurta çıktı diyoruz babanla öyle zamanlarda, karnımın bir yanı şişiyor, amorf oluyor, yumurta şeklini alıyor, belli ki sen yine bir haltlar karıştırıyorsun içeride! Ha bir de son günlerde keşfettiğin 'hayat maksimumda' hareketin var, eksenel bir tepmeye denk geliyor, aynı anda hem sağdan hem soldan geçiriyorsun. Bu nasıl bir yaramazlıktır :) Korkuyorum karnımdan bir yerlerden dışarı çıkacaksın diye :) Azıcık sakin dur evladım, diğer hamilelerle konuşuyorum, hele kız anneleri-bebekleri öyle sakin ki, yanaktan makas alır gibi tekmeliyor. Sen maşallah, süpermenim benim, her seferinde 6.9 şiddetinde depremler oluyor içimde :)
Babana çektin degil mi yaramazlıkta, hemen bir anısını anlatayım sana.
Küçükmüş baban, ilkokul yaşlarında.. Kaman'da büyüdü, bahçede oyun oynarmış, börtü böcekle arası da ondan iyidir, annen gibi korkmaz arıdan. Toplamış 5-6 tane arıyı, halanın ayakkabısının içine koymuş. Halan da işte 2 yaş büyük babandan, o da küçük yani o yaşlarda, giymiş ayakkabıyı, aynı anda feryat figan tabi.. Baban da zevkten dört köşe :)
Bu daha biri, anlatsa sepetle babanda yaramazlık anısı..
2 hafta önce doktora gittik yine seni görmeye. Büyümüş 700 gr'a yaklaşmışsın. Dedim ki -Serdar bey bu arkadaş pek hareketli, normalmi, "doğunca peşinden iyi koşturacak sizi" dedi :) Halan geldi bu sefer de, ona göz kırptın azıcık.
Herşey normal çok şükür, hiçbir sıkıntı yok sen sağlıklısın, ki en önemlisi...
Gelelim başlığımıza.. İlk arabanı aldı baban sana, (tekrar bakınız yukarıdaki klip), bak bakalım beğenecek misin sen de..
Sarı vosvos! İlk oyuncak araban :) Muhtemelen ileride 500 tane oyuncağın olacak, e erkek çocuk olduğun için de yarısı araba olacak. Bu unutulmasın akıllarda kalsın, senin ilk araban.. Bir alışveriş merkezinde görmüş baban, bir hevesle getirdi eve. Onun zamanında yokmuş pek, varmış da bunlardan pek bulunmazmış. Bir tane kırmızı arabası varmış babanın, o da kırılmış veya kaybolmuş, alınmamış yerine yenisi, sen gibi diğer çocuklar gibi şanslı değilmiş baban, deden öğretmen babanen öğrenci o zamanlar, neredee öyle 20 tane oyuncak araba olsun evde.. Bunu da saklarız herhalde,ileride de sana veririz, sen de bir köşeye koyarsın kendi evinde..
Geçen hafta sonu başka büyük bir iş daha hallettik. E sen büyüyorsun içimde, vakit de hızlıca geçiyor, 27. haftaya geldik bile, dedik ki çıkalım bebek arabası ve mobilya bakalım. Yatağını-dolabını ananen ve deden biz alalım dedi, teşekkür ederiz dedik biz de :) Arabanı da biz alalım diye çıktık yola, girdik çıktık dükkanlara, taktık çıkardık pusetleri, katladık arabaları tarttık baktık ağırlığına güvenliğine, e sürdük biraz da dükkanların içinde, istedik ki Lefter'imiz rahat etsin, en güzeli en iyisi en konforlusu onun olsun, sonunda aldık en pahalısını :) Buyrunuz prens hazretleri, bu da 4 yaşına kadarki tahtınız;
Jane Rider markası, piyasadaki en iyi bebek arabası :) Yaklaşık 1 yaşına kadar solda gördüğün haliyle keyif yapacaksın, ana kucağı tam yatıp portbebeye dönüşüyor, yani sana istediğin zaman yatma imkanı tanıyor. Dedim ya herşey senin rahatın mutluluğun için :) 1 yaşından sonra da bunu çıkartıp pusetini takacağız, 3-4 yaşına kadar da pusette takılacaksın.
E biraz da kendimizi de düşündük tabi, çıkarması takması katlaması kolay olsun, portatif olsun çok yer kaplamasın bagajda gibi kriterlerimiz de oldu. Nihayetinde baban oğlum için bizim için en iyisi olsun dedi, bunu aldı, kıymetini bil, tepe tepe kullan :)
Mobilyanı da beğendik gibi, ananenler Erdek'ten döndüklerinde onu da alacağız. Hazırlanıyoruz işte senin için, çok heyecanlıyız tatlı miniğim çokkk :)
Sana da sağdan soldan bir sürü hediyeler geliyor, ananen Erdek'ten bir bavul kıyafet almış mesela, Zeynep teyzen boş durmamış ilk ayak izini alacağımız bir kalıp ve çerçeve almış, arkadaşlarımız getiriyorlar bir şeyler, sen daha gelmeden ev doluyor, eşyalarını koyacak yer bulamıyoruz :)
Karnımda seninle beraber hızla büyüyor. 3 trimester dedikleri son dönemece girmiş bulunuyorum. 2 haftadır hamile olduğumu hissetmeye başladım. Çok kilo almamış olsam da vücudum hareketlerim ağırlaştı. 1-2 ay önceki enerji patlamasının yerinde yeller esiyor :) Ağrılar devam ediyor, biri geçiyor başkası başlıyor. Geçen hafta karnımın sağ üst tarafında bir ağrıyla boğuşmakla geçti. En sonunda cuma günü evde dinlenmek zorunda kaldım gidemedim işe. Hafta sonu İstanbul'a Devrez amcanın düğününe gidecektik, ona da gidemedik, sağol yani miniğim :) Ananen diyor ki artık oğlun kendi programını yapmaya başladı, bundan sonra o sana değil sen ona uyacaksın! Doğru diyor galiba.. Bugün de evdeyim mesela, ameliyatlı dizim de dayanamadı herhalde bu tempoya, malum hafta sonu o dükkan senin bu dükkan benim dolaştık, e kilo da artınca o da dur bir dedi bana, şişti sağ olsun, ayağımı uzattım yatıyorum evde.. Bundan sonra böyle geçecek herhalde tatlı oğlum, sen gelene kadar annen biraz sallanacak galiba. Neyse sen iyi ol da, annen de baban da her türlü zorluğu halleder merak etme..
Baban o kadar tatlı o kadar destek oluyor ki bana, sen de inşallah büyüyünce baban gibi seversin evlendiğin kadını, o da dünyanın en şanslı kadını olur..
Başka şeyler varmıydı diye düşünüyorum canım oğlum.. Seni çok özledik, zaman hızla geçsin sana sarılalım diye bekliyoruz, başka da bir şey yok işte..
7 Eyl 2012
Benim minik hentbol topum
Büyüdün mü ne?? Son zamanlarda sığmaz oldun sanki içime! Bir hareket bir hareket, düşünüp duruyorum bu çocuk ne zaman uyuyor yahu diye! Galiba pek uyumuyorsun ve çıkınca da pek uyumayacak uyutmayacaksın :( (Öyle diyor büyükler..) Hatta geçen akşam öyle abarttın ki, resmen içimde çift kale maç yaptın oğlum! Bir sağdan çaktın bir soldan , 10 dk kadar sürdü bu. Baban burada değil istanbul'da, hemen msj attım , tamam biraz şikayet etmiş olabilirim ama hakikaten böyle birşey görmedim! Dışarıdan izledim seni/karnımı, bir sağ taraf yukarı kalktı bir sol, dedim oğlum napiyorsunnn :) Büyüdün mü sığamadın mı kesene :) Yoksa şimdiden canın sıkılmaya başladı mı içeride :) Birkaç gece tekmelerinle uyandım, yerim ben senin o minik ellerini ayaklarını, ama yanımıza gelince biraz uslu ol tamam mı :)
Üzülüyorum da, acaba yanlış birşey mi yapıyorum, oğlanı mı sıkıştırıyorum, mutsuz mu ediyorum da kıpırdanıp duruyor diye..
Neyse şimdi biraz gülelim, komik bir fotoğraf gelsin, sen/ben ne durumdayız 24. haftada hep beraber görelim :
Annen dışarı doğru uzanan bir top çıkıntısından ibaret benim minik hentbol topum :) Çok komik değil mi :) babanla evde bakıp bakıp gülüyoruz bazen. Ne bacaklarımda ne kalçamda ne kollarımda başka hiçbir yerde hamilelikten eser yok, karnıma yastık bağlamışsın, top saklamışsın gibi bir çıkıntı halindeyim. Bedenime göre büyük de karnım, iş yerinde diğer 3 hamile arkadaşıma göre en büyük yine benim karnım! Yani sen :) İş yerinde bilmeyenler, dışarıda da görenler soruyor "az kaldı herhalde sizin değil mi" diye, yok diyorum daha 3,5 ay var oğlumun gelmesine. Aslında gördüğün gibi sana oldukça yer açtım içimde, yine de sen mi hızlısın ben mi küçük bilemedim :)
Vücudun dengesi de biraz şaşıyor tabi. Ağırlık merkezi değişiyor iyice, beden onu dengelemeye çalışıyor, daha önce bilmediği ayarlar yapmaya girişiyor. Sonucunda da bir şeyler sıkışıyor herhalde içeride, kalçamda bacaklarımda ağrılar/uyuşmalar başlıyor. Çok şikayet etmek de istemiyorum, çok şükür iyiyim/iyiyiz, bazen yürütmüyor, bazen de huzursuz ediyor bu yeni semptomlar. Takmamaya çalışıyorum, idare ediyoruz diyelim..
Bu vesileyle kendimin/annenin fotoğrafını da koymuş olayım. İleride bakınca dersin ki "anne sen de pek minik ve gençmişsin!", sonra da yanağımdan kocaman öpersin, "ama hala çok tatlısın" dersin :)
Düşününce.. gözlerim doldu.. sevgiden, mutluluktan...
Haftaya babanım deyişiyle 'kendi tosunumuzu', seni görmeye gideceğiz doktora, seni şimdiden çok özledik..
28 Ağu 2012
Babasının minik tosunu
Canım oğlum,
Bugün sana evimizin balkonundan yazıyorum. Burayı seveceksin sanırım, çünkü sen seçtin bu eve gelmeyi! Geçen sene Tunalı'da başka bir evdeydik. Aslında orada da çok istedik gelesin yanımıza. Sonra Aralık ayında, anneannenlerin karşı komşusu olmaya karar verdik. Belki dedik, minik panda bu evi sevmedi :) Hem ilerde bizimle olmaya karar verirse anneanne bakacaktı sana, ona da kolay olur bize de kolay olur hayat diye düşündük, bu evi satın aldık. 1 Mart'tı taşındığımızda, 1 ay sonra da sen düştün içime.. Benim canım Lefter'im..
Adını Lefter koyarken biliyorduk topla ilginin olacağını da, hareketlenmeye başlar başlamaz hemen idmanlara başlayacağını kestiremedik! Maşallah bir hareket içimde sorma! Sabah idmanı ayrı, öğlen ayrı, akşam ve hatta gece bile antrenman :) Sanırım tembel baban yerine yerinde duramayan annene çekeceksin :) Çok tatlısın, bayılıyorum sen tekmeledikçe yada işte her ne yapıyorsan, ben buradayım dedikçe içimde.. Bir fiske vuruyorsun, benim yüzümde 10 katı gülümseme.. Bu da ayrı bir hazmış.. Anlatınca dur daha ileride neler göreceksin diyorlar, daha neler olacak.. Merakla bekliyorum :)
Bu arada 10 gün önce kontroldeydik. Zeynep Teyzen geldi seni görmeye, bütün kontrol boyunca iki elinle yüzünü kapadın :( Biraz da utangaç mı benim tatlı oğlum.. Ama Zeynep teyzen bu, iyi geçinmeni tavsiye ederim, zira o da bizim komşu, hem de seni çok sevecek ve emin ol hediyelere boğacak ve çok şımartacak :) Bence aranı iyi tut :)
Her şey yolundaymış - Maşallah! Çok şükür - büyümüşsün, 363 gr'dın, boyun da 20 cm civarındaydı. Yani bence kocaman bişi oldun :) Tekmelerden belli!!
Annen de hafiften kilo almaya başladı, 5,5 ayda 5 kilo. Ben biraz dert etsem de doktora göre normal, sıkıntı yok, hah sen de tam şimdi yine tep-tin beni, durma devam et :) :) Kalçamda bacağımda hafiften birtakım ağrılar başladı. Büyüyen karnımın etkileri diye düşünüyorum, bu haftalarda pek hızlı büyüyormuşsun, e karnım da öyle doğal olarak. Hatta tam ebadının farkına varamadım, sürekli seni-karnımı çarpıyorum, özellikle mutfakta iş yaparken. Canın yanıyorsa özür dilerim şimdiden tatlı şey :)
Seni beklerken bir tosun edindik, deputy :) adı Bera, Ahmet abi'nle Demet abla'nın oğlu. Bu da annenle babanın ilk bebcik yıkama denemesi ve Bera'ya neden tosun dediğimizin resmi :
Benim için özel bir bebek Bera, doğumuna girdim, fotoğraflarını çektim, dünyaya merhaba dediği o mucize ana tanık oldum.. Anlatamayacağım çok çok acayip bir histi, Tanrı'nın varlığını tekrar tekrar hissetmek, evrenin mucizesine tanık olabilmek.. Bu arada annen de fena fotoğraflar çekmez hani. İlk doğumum olması sebebiyle oldukça kötü bir iş çıkardım ama senin tatlı tatlı, minik ellerini parmaklarını, ilk adımlarını herşeyini herşeyini belgeleyeceğim. Benim zorunlu modelim olacaksın uzun bir süre :)
Neyse, Bera'nın annesiyle babası bizim için kardeş gibi, can dostlarımız, Bera da senin için öyle olacak herhalde. Kendisi tam bir tosun, 6 aylık ve 11 kilo! Bayılıyoruz ona babanla. Onu gördükçe baban seni çağırıyor hadi gelsin bizim de tosunumuz diyor :) Sen yine de zamanında gel olur mu :) Ama seni hasretle özlemle bekliyoruz onu da bil ..
Baban geldi şimdi yanıma, bakmaya çalıştı yazdıklarıma göstermedim :) Açsın okusun. Acaba sen de okurken sıkılacak mısın, annem neler neler saçmalamış diyecek misin :) Bilemiyorum .. :)
Onu bilemiyorum ama emin olduğum tek şey var ki, baban ve ben seni çok çok hem de çok seveceğiz.. Ne yaparsak ne saçmalarsak da bil ki sevgiden gelecek..
Bugün sana evimizin balkonundan yazıyorum. Burayı seveceksin sanırım, çünkü sen seçtin bu eve gelmeyi! Geçen sene Tunalı'da başka bir evdeydik. Aslında orada da çok istedik gelesin yanımıza. Sonra Aralık ayında, anneannenlerin karşı komşusu olmaya karar verdik. Belki dedik, minik panda bu evi sevmedi :) Hem ilerde bizimle olmaya karar verirse anneanne bakacaktı sana, ona da kolay olur bize de kolay olur hayat diye düşündük, bu evi satın aldık. 1 Mart'tı taşındığımızda, 1 ay sonra da sen düştün içime.. Benim canım Lefter'im..
Adını Lefter koyarken biliyorduk topla ilginin olacağını da, hareketlenmeye başlar başlamaz hemen idmanlara başlayacağını kestiremedik! Maşallah bir hareket içimde sorma! Sabah idmanı ayrı, öğlen ayrı, akşam ve hatta gece bile antrenman :) Sanırım tembel baban yerine yerinde duramayan annene çekeceksin :) Çok tatlısın, bayılıyorum sen tekmeledikçe yada işte her ne yapıyorsan, ben buradayım dedikçe içimde.. Bir fiske vuruyorsun, benim yüzümde 10 katı gülümseme.. Bu da ayrı bir hazmış.. Anlatınca dur daha ileride neler göreceksin diyorlar, daha neler olacak.. Merakla bekliyorum :)
Bu arada 10 gün önce kontroldeydik. Zeynep Teyzen geldi seni görmeye, bütün kontrol boyunca iki elinle yüzünü kapadın :( Biraz da utangaç mı benim tatlı oğlum.. Ama Zeynep teyzen bu, iyi geçinmeni tavsiye ederim, zira o da bizim komşu, hem de seni çok sevecek ve emin ol hediyelere boğacak ve çok şımartacak :) Bence aranı iyi tut :)
Her şey yolundaymış - Maşallah! Çok şükür - büyümüşsün, 363 gr'dın, boyun da 20 cm civarındaydı. Yani bence kocaman bişi oldun :) Tekmelerden belli!!
Annen de hafiften kilo almaya başladı, 5,5 ayda 5 kilo. Ben biraz dert etsem de doktora göre normal, sıkıntı yok, hah sen de tam şimdi yine tep-tin beni, durma devam et :) :) Kalçamda bacağımda hafiften birtakım ağrılar başladı. Büyüyen karnımın etkileri diye düşünüyorum, bu haftalarda pek hızlı büyüyormuşsun, e karnım da öyle doğal olarak. Hatta tam ebadının farkına varamadım, sürekli seni-karnımı çarpıyorum, özellikle mutfakta iş yaparken. Canın yanıyorsa özür dilerim şimdiden tatlı şey :)
Seni beklerken bir tosun edindik, deputy :) adı Bera, Ahmet abi'nle Demet abla'nın oğlu. Bu da annenle babanın ilk bebcik yıkama denemesi ve Bera'ya neden tosun dediğimizin resmi :
Benim için özel bir bebek Bera, doğumuna girdim, fotoğraflarını çektim, dünyaya merhaba dediği o mucize ana tanık oldum.. Anlatamayacağım çok çok acayip bir histi, Tanrı'nın varlığını tekrar tekrar hissetmek, evrenin mucizesine tanık olabilmek.. Bu arada annen de fena fotoğraflar çekmez hani. İlk doğumum olması sebebiyle oldukça kötü bir iş çıkardım ama senin tatlı tatlı, minik ellerini parmaklarını, ilk adımlarını herşeyini herşeyini belgeleyeceğim. Benim zorunlu modelim olacaksın uzun bir süre :)
Neyse, Bera'nın annesiyle babası bizim için kardeş gibi, can dostlarımız, Bera da senin için öyle olacak herhalde. Kendisi tam bir tosun, 6 aylık ve 11 kilo! Bayılıyoruz ona babanla. Onu gördükçe baban seni çağırıyor hadi gelsin bizim de tosunumuz diyor :) Sen yine de zamanında gel olur mu :) Ama seni hasretle özlemle bekliyoruz onu da bil ..
Baban geldi şimdi yanıma, bakmaya çalıştı yazdıklarıma göstermedim :) Açsın okusun. Acaba sen de okurken sıkılacak mısın, annem neler neler saçmalamış diyecek misin :) Bilemiyorum .. :)
Onu bilemiyorum ama emin olduğum tek şey var ki, baban ve ben seni çok çok hem de çok seveceğiz.. Ne yaparsak ne saçmalarsak da bil ki sevgiden gelecek..
14 Ağu 2012
İlk tekme
Canım miniğim, minik herşeyim,
Fonda harika bir şarkıyla güne başlıyorum.. Eleftheria Arvanitaki.. Benim Lefter'imin adına benzer.. İşte bu tesadüf değil, koca evrenin bize gönderdiği küçük bir selam..
Sondan başlayalım yine.. 20 hafta bitti. Cumartesi, yani 11 ağustosta, yani dedenin doğum gününden 1 gün sonra, ilk tekmeyi attın :) Sabah 8:30 gibiydi, ben yarı uyanık yarı uykulu yataktayım, baban, hatırlamıyorum ama, büyük ihtimal horluyor. Karnımda sağ alt tarafta birşey seğirdi. Anlamadım önce, biraz sonra daha güçlü birşey geldi, seğirme gibi değil, tamam tekme gibi de değil, içerden birşey dürttü diyelim :) Kim acaba o yaramaz :) Biraz daha bekledim emin olmak için, sağ tarafta aynı yerde bir hareketlilik 2 şer 3 er dakika arayla.. Hemen babanı uyandırdım, baban sabahları huysuzdur biraz ama 'kalk oğlan tekmeliyor' deyince bir gülümsemeyle yarı açtı gözlerini. Elini koydu karnıma, ona da 1-2 tekme savurdun :) Daha büyük gülümsedi baban, güne bu harika hisle başladık.
Heyecanlandım canım şirin oğlum, ilkti bu, birkaç gündür bir iki sefer daha hissettirdin kendini, istiyorum ki çoğalsın, istiyorum ki daha çok hissedeyim seni içimde dışımda her yerde..
Tatildeydik, en son sana Bodrum'dan yazmıştım, sonra Datça'ya geçtik, teyzenler ve eniştenleydik 1 hafta. Harika denizlere soktuk seni. Datça'nın her koyuna gittik, pırıl mis sularda yüzdü annen, sen de içinde.. Muhtemelen ilerde her sene sende o sularda yüzeceksin, ben ve babanla birlikte. Çok sevdim ben Datça'yı, ilk defa gittim, baban bilir her yeri, tatilde de en güzel yerlere götürür bizi..
2 Ağustos annenin doğum günü. Tabi teyzen Zeynep'in de doğal olarak :) İkiz dünyadaki en güzel şeylerden biri, belki senin de ikiz kardeşlerin olur, ya da inşallah senin ikiz evlatların olur. Dünyaya geliyorsun ve yalnız değilsin, kardeş gibi de tam değil, daha içte ve hep hissediyorsun tek olmadığını koca evrende, en iyi arkadaşın hep yanında, var mı bundan daha lüksü bu dünyada!
Bu sene hepsinden daha anlamlıydı herhalde, içimdeki minik pandamlaydım. Sensin en güzel hediye, ben seni sağlıkla kucağıma alacağım günü iple çekiyorum canım oğlum..
Teyzenler harika bir hediye almış bize, senin "ilkler defterin". İlk ziyaretçin, ilk banyon, ilk yürüyüşün gibi aklına gelecek herseyin ilkini yazacağımız bir kitapçık. Üstüne de 2 ay önce Erdek'te babanla göbek göbeğe çektirdiğimiz bir fotoğrafı yapıştırmışlar, şöyle aşağıdaki gibi harika birşey olmuş. Ağladım tabi dünyanın bu en anlamlı hediyesine..
Yeri gelmişken başka bir konuda daha anlaşalım seninle. Doğum günleri benim için önemlidir. Göreceksin Çobanoğulları kutlar arar pasta hediye alır birbirine. Baban için pek böyle değil ama. Ve bana hediye almadı bu sene :( Ben de mutsuz oldum tabi :( Burdan şikayet ediyorum onu sana çünkü sana da aynı şeyi aşılamaya çalışacak, ama hayır oğlum kanma, biz seninle doğum günlerini kutlayacağız, beraber pastalar yapacağız, hediyeler alacağız, her sene merak edeceksin acaba bu sene annem bana nasıl bir sürpriz hazırladı diye :)
Bu hafta kontrolümüz var, bugun veya yarın gideceğiz, seni çok özledim, ultrasondan bile görmeyi heyecanla bekliyorum. Bana kalsa her hafta giderim doktora, seninle iki bakışır eve dönerim :) Bakalım bu sefer yine kıpır kıpır oynayacak mısın biz seni izlerken. Karnım iyice büyüyor, göbek deliğim dışarıdan belli oluyor artık, baban onu senin ittirdiğini ve senin de tek gözle ordan bizi izlediğini düşünüyor :)
Üçümüz gözlerimizi birbirimizden hiç ayırmayalım olur mu..
Fonda harika bir şarkıyla güne başlıyorum.. Eleftheria Arvanitaki.. Benim Lefter'imin adına benzer.. İşte bu tesadüf değil, koca evrenin bize gönderdiği küçük bir selam..
Sondan başlayalım yine.. 20 hafta bitti. Cumartesi, yani 11 ağustosta, yani dedenin doğum gününden 1 gün sonra, ilk tekmeyi attın :) Sabah 8:30 gibiydi, ben yarı uyanık yarı uykulu yataktayım, baban, hatırlamıyorum ama, büyük ihtimal horluyor. Karnımda sağ alt tarafta birşey seğirdi. Anlamadım önce, biraz sonra daha güçlü birşey geldi, seğirme gibi değil, tamam tekme gibi de değil, içerden birşey dürttü diyelim :) Kim acaba o yaramaz :) Biraz daha bekledim emin olmak için, sağ tarafta aynı yerde bir hareketlilik 2 şer 3 er dakika arayla.. Hemen babanı uyandırdım, baban sabahları huysuzdur biraz ama 'kalk oğlan tekmeliyor' deyince bir gülümsemeyle yarı açtı gözlerini. Elini koydu karnıma, ona da 1-2 tekme savurdun :) Daha büyük gülümsedi baban, güne bu harika hisle başladık.
Heyecanlandım canım şirin oğlum, ilkti bu, birkaç gündür bir iki sefer daha hissettirdin kendini, istiyorum ki çoğalsın, istiyorum ki daha çok hissedeyim seni içimde dışımda her yerde..
Tatildeydik, en son sana Bodrum'dan yazmıştım, sonra Datça'ya geçtik, teyzenler ve eniştenleydik 1 hafta. Harika denizlere soktuk seni. Datça'nın her koyuna gittik, pırıl mis sularda yüzdü annen, sen de içinde.. Muhtemelen ilerde her sene sende o sularda yüzeceksin, ben ve babanla birlikte. Çok sevdim ben Datça'yı, ilk defa gittim, baban bilir her yeri, tatilde de en güzel yerlere götürür bizi..
2 Ağustos annenin doğum günü. Tabi teyzen Zeynep'in de doğal olarak :) İkiz dünyadaki en güzel şeylerden biri, belki senin de ikiz kardeşlerin olur, ya da inşallah senin ikiz evlatların olur. Dünyaya geliyorsun ve yalnız değilsin, kardeş gibi de tam değil, daha içte ve hep hissediyorsun tek olmadığını koca evrende, en iyi arkadaşın hep yanında, var mı bundan daha lüksü bu dünyada!
Bu sene hepsinden daha anlamlıydı herhalde, içimdeki minik pandamlaydım. Sensin en güzel hediye, ben seni sağlıkla kucağıma alacağım günü iple çekiyorum canım oğlum..
Teyzenler harika bir hediye almış bize, senin "ilkler defterin". İlk ziyaretçin, ilk banyon, ilk yürüyüşün gibi aklına gelecek herseyin ilkini yazacağımız bir kitapçık. Üstüne de 2 ay önce Erdek'te babanla göbek göbeğe çektirdiğimiz bir fotoğrafı yapıştırmışlar, şöyle aşağıdaki gibi harika birşey olmuş. Ağladım tabi dünyanın bu en anlamlı hediyesine..
Yeri gelmişken başka bir konuda daha anlaşalım seninle. Doğum günleri benim için önemlidir. Göreceksin Çobanoğulları kutlar arar pasta hediye alır birbirine. Baban için pek böyle değil ama. Ve bana hediye almadı bu sene :( Ben de mutsuz oldum tabi :( Burdan şikayet ediyorum onu sana çünkü sana da aynı şeyi aşılamaya çalışacak, ama hayır oğlum kanma, biz seninle doğum günlerini kutlayacağız, beraber pastalar yapacağız, hediyeler alacağız, her sene merak edeceksin acaba bu sene annem bana nasıl bir sürpriz hazırladı diye :)
Bu hafta kontrolümüz var, bugun veya yarın gideceğiz, seni çok özledim, ultrasondan bile görmeyi heyecanla bekliyorum. Bana kalsa her hafta giderim doktora, seninle iki bakışır eve dönerim :) Bakalım bu sefer yine kıpır kıpır oynayacak mısın biz seni izlerken. Karnım iyice büyüyor, göbek deliğim dışarıdan belli oluyor artık, baban onu senin ittirdiğini ve senin de tek gözle ordan bizi izlediğini düşünüyor :)
Üçümüz gözlerimizi birbirimizden hiç ayırmayalım olur mu..
Etiketler:
Datça,
doğum günü,
Eleftheria Arvanitaki,
hediye,
ikiz,
ilk tekme
Yer:
Ankara, Türkiye
26 Tem 2012
Babil'in bahçelerinde..
Canım oğlum tünaydın,
Sana Bodrum'dan yazıyorum, baban burada harika bir otel ayarladı, e turizmci kendisi biliyorsun, bağlantıları da kuvvetli :) Muhteşem bir yerdeyiz.. Sanma ki ikimiziz sadece, her 2 cümleden biri Lefter'le başlıyor :) Lefter aşağı Lefter yukarı.. Adını, seni, varlığını anmadığımız 5 dakika yok.. Babanın da benim de elim her fırsatta senin üzerinde.. Aman karnımı yağlayım iyice Lefter yanmasın, havuzda çok hoplama Lefter rahatsız olmasın, merdivenleri yavaş çık Lefter'e bir şey olmasın. Seneye Lefter de olacak kucağımızda inşallah, bu senin son şımarık tatilin olacak Elif :) Seneye senden daha şilim bir şey kucağımızda olacak karıcım :) Bunlar tatlı babanın her fırsattaki sözleri.. Karı koca havuz keyfimiz bir başkadır. Yüzmekten çok ben babanın kucağında, sırtında, omuzunda takılırım daha çok. Ama seneye ve ondan sonraki her sene yerimi sana bırakacağım, mecburen, seve seve :) Ha şu olabilir, sen benim tepeme çıkarsın biz ikimiz yine babanın tepesinden ayrılmayız :) Annen çözüm yeridir canım oğlum, bunu da böyle bil :)
Bir de maç mevzusu var seninle konuşmak istediğim. Baban diyor ki sürekli -beni de sinir etmek için tabi- efendim neymiş, ileride baba oğul maçlara beraber gidecekmişsiniz beni götürmeyecekmişsiniz, ben evde sizi bekleyecekmişim, size ekmek arası köfte patates hazırlayacakmışım! Bu sene son bir maça gidip jübile yapma hakkım varmış!! Şunu unutma ki tatlı oğlum sen daha mini mini bir hücreyken bile annen seni kendi içinde 2 kere maça götürdü, yani bir kere kayıtlara geçsin lütfen, seni ilk maçına annen götürdü kanguru halindeyken, baban değil. Bu sebeple beni maçlara götürmeme gibi bir şansınız yok tamammı! Sen bunu bil, annenin hakkını koru, beni dışlamayın lütfen :) Neymiş sen babanınmışsın, ben çok istiyorsam kendime bir tane yapacakmışmışım! Bak bak bak!! Baban oğlu olduğunu öğrendiğinden beri iyice raydan çıktı minik pandam, sen bir doğ da göreceksin nasıl ilgiye sevgiye ve babanın türlü hain planlarına boğulacağını :)
Karnımdan görebildiğim kadarıyla hızlıca büyümeye devam ediyorsun, beni de büyütüyorsun haliyle :) Bu sene tatile sayende oldukça az eşya ile çıktım, evdekiler olmamaya başlıyor zaman geçtikçe :) Ama önümüzdeki seneler için de pratik oluyor bize, artık 2 kişinin değil 3 kişinin bavulu hazırlanacak çünkü :) En çok da minik Lefter ve büyük ama hala küçük canım kocamın formaları yer tutacak sanırım.
Evde iki tane Murat olması fikrine bayılıyorum, düşündükçe hem iki oğlanı nasıl idare edeceğim diye biraz korkuyorum:) hem de zevkten kendimden geçiyorum :)
18. haftadayız şimdi.. Ne zaman hareketlerini hissedeceğim diye merakla bekliyorum. Bazen karnımın altında bir sıkışıklık hissediyorum, acaba oğlum mu sıkıştı burada bir yerlerde mi diye yokluyorum, henüz tepki veren yok.. Bir de o an gelse, nasıl olacak, ne hissedeceğim, ilk defa temas edeceğiz seninle, sabırsızım işte..
Şimdilik bu kadar minik pandam.
Ben de baban da seni çok seviyoruz..
Sana Bodrum'dan yazıyorum, baban burada harika bir otel ayarladı, e turizmci kendisi biliyorsun, bağlantıları da kuvvetli :) Muhteşem bir yerdeyiz.. Sanma ki ikimiziz sadece, her 2 cümleden biri Lefter'le başlıyor :) Lefter aşağı Lefter yukarı.. Adını, seni, varlığını anmadığımız 5 dakika yok.. Babanın da benim de elim her fırsatta senin üzerinde.. Aman karnımı yağlayım iyice Lefter yanmasın, havuzda çok hoplama Lefter rahatsız olmasın, merdivenleri yavaş çık Lefter'e bir şey olmasın. Seneye Lefter de olacak kucağımızda inşallah, bu senin son şımarık tatilin olacak Elif :) Seneye senden daha şilim bir şey kucağımızda olacak karıcım :) Bunlar tatlı babanın her fırsattaki sözleri.. Karı koca havuz keyfimiz bir başkadır. Yüzmekten çok ben babanın kucağında, sırtında, omuzunda takılırım daha çok. Ama seneye ve ondan sonraki her sene yerimi sana bırakacağım, mecburen, seve seve :) Ha şu olabilir, sen benim tepeme çıkarsın biz ikimiz yine babanın tepesinden ayrılmayız :) Annen çözüm yeridir canım oğlum, bunu da böyle bil :)
Bir de maç mevzusu var seninle konuşmak istediğim. Baban diyor ki sürekli -beni de sinir etmek için tabi- efendim neymiş, ileride baba oğul maçlara beraber gidecekmişsiniz beni götürmeyecekmişsiniz, ben evde sizi bekleyecekmişim, size ekmek arası köfte patates hazırlayacakmışım! Bu sene son bir maça gidip jübile yapma hakkım varmış!! Şunu unutma ki tatlı oğlum sen daha mini mini bir hücreyken bile annen seni kendi içinde 2 kere maça götürdü, yani bir kere kayıtlara geçsin lütfen, seni ilk maçına annen götürdü kanguru halindeyken, baban değil. Bu sebeple beni maçlara götürmeme gibi bir şansınız yok tamammı! Sen bunu bil, annenin hakkını koru, beni dışlamayın lütfen :) Neymiş sen babanınmışsın, ben çok istiyorsam kendime bir tane yapacakmışmışım! Bak bak bak!! Baban oğlu olduğunu öğrendiğinden beri iyice raydan çıktı minik pandam, sen bir doğ da göreceksin nasıl ilgiye sevgiye ve babanın türlü hain planlarına boğulacağını :)
Karnımdan görebildiğim kadarıyla hızlıca büyümeye devam ediyorsun, beni de büyütüyorsun haliyle :) Bu sene tatile sayende oldukça az eşya ile çıktım, evdekiler olmamaya başlıyor zaman geçtikçe :) Ama önümüzdeki seneler için de pratik oluyor bize, artık 2 kişinin değil 3 kişinin bavulu hazırlanacak çünkü :) En çok da minik Lefter ve büyük ama hala küçük canım kocamın formaları yer tutacak sanırım.
Evde iki tane Murat olması fikrine bayılıyorum, düşündükçe hem iki oğlanı nasıl idare edeceğim diye biraz korkuyorum:) hem de zevkten kendimden geçiyorum :)
18. haftadayız şimdi.. Ne zaman hareketlerini hissedeceğim diye merakla bekliyorum. Bazen karnımın altında bir sıkışıklık hissediyorum, acaba oğlum mu sıkıştı burada bir yerlerde mi diye yokluyorum, henüz tepki veren yok.. Bir de o an gelse, nasıl olacak, ne hissedeceğim, ilk defa temas edeceğiz seninle, sabırsızım işte..
Şimdilik bu kadar minik pandam.
Ben de baban da seni çok seviyoruz..
Yer:
Turgutreis, Türkiye
18 Tem 2012
Lefter'in ilk golü
Günaydın canım oğlum :) minik ve bir o kadar da şirin Lefter Bartu Karaca :)
1 ay seni kızım diye sevdik, tabi doktor geçen ay kız gibi gözüküyor dediği için, dün bir baktık bizimki oğlanmış! Hem de ne hareketli ne yaramaz! Kontrolde bir saniye yerinde durmadın, sürekli bir hareket, eller kollar bacaklar ayrı oynar, kafa bir sağa bir sola, vücut bir öne bir arkaya.. Baban dediki; bu oğlan doğunca iyi peşinden koşturacak bizi!
Doktor erkek deyince ben kaldırdım kollarımı havaya 'biliyordum' dedim, başından beri hep öyle hissettim çünkü. Anneler hisseder böyle birşeymiş, bu noktaya da biraz erken vardım galiba :) Çok şaşırdık tabi, hatta komik ve tatlı baban dediki, 'e ben kıza çok alışmışım kız olsun istiyorum!' Bu his de geçecek, aynı bir ay önce olduğu gibi :) Sonra yavaştan toparladı kendini, 'neyse' dedi, 'fener odası, sarı-laci çizgili duvarlar, duvardaki alex grafikleri boşa gitmeyecek'. 'Ama' dedi, 'ya büyünce bana play station oynatmazsa bu oğlan!!!' Gördüğün gibi tatlı oğlum babanın hayatta gerçekten "çok önemli" dertleri var :) Allah daha fazlasını vermesin inşallah ailemize..
Şimdilik senden ricalarımız şunlar;
- Yaramaz olacaksın tabi ama çok yaramaz olma
- Babana play station oynat, beraber oynayın
- Maçlara beni de götürün, sakın anneyi dışlamayın (ben seni daha karnımda 6 haftalıkken götürdüm, biber gazını da yedirdim güzelce, onu da anlatırım sonra :)
- Bir de biz yaşlanınca bizi ihmal etme bize bak
Oldu mu :)
Peki ismini beğendin mi? Değiştirmeyiz büyük ihtimalle, epeydir aklımızda hazırdı çünkü. Bunları okurken tabi biliyor ve hatta hatmetmiş olacaksın Fenerbahçe tarihini, Lefter'i; ismin senin için daha da anlamlı olacak.. Lefter Yunanca'dan geliyormuş, Lefteris'miş orijinali, özgürlük, hürriyet demekmiş. Bartu varlık, servet anlamındaymış. Lefter'i baban çok istedi, Bartu'yu da daha önce bana söylemişti, çok da hoşuma gitmişti benim de, e baban da sever Bartu ismini (nedeni; Can Bartu, onu da bildin değilmi :) ), öyle çıktı ismin. Daha çok babanı hayali isteği oldu diyelim, ama annen de on numaradır, pek kırmadı bugüne kadar babanın hayallerini, bu sebeple camiada da pek sevilir sayılır :)
Uzun zamandır yazamadım sana, biraz özetleyeyim geçen zamanı.
Ananen yolda düşmüş yüzüstü burnunu kırmış, ameliyat olmuş, geçen hafta sonu Erdek'e gittik onu görmeye. İyiydi, şimdi daha da iyiymiş. Teyzenle enişten de Erdek'teydi, onlarla da vakit geçirdik bolca, bize de iyi geldi. Babanla enişten Serhan bolca kağıt oynuyorlar, pek seviyorlar, pek anlaşıyorlar, normalde iki farklı dünyanın insanı ama iş kağıt oyunlarına okeye gelince bunlardan iyi anlaşan bir ikili göremezsin :) Neyse bize de iyi oluyor, iki senedir teyzenlerle tatile gidiyoruz. Hep beraber mutlu mesut :)
Bulantılarım azalsa da arada ben burdayım diyor, ben de git artık diyorum, bir mücadele hali.. Sulugözlülük tamamen bitti sanırım, yorgunluk da çok yok, bu ara bir enerji girişi yaşıyorum herhalde, her şeye her yere koşturacak halim var.
Cumartesi babanla baş başa son tatilimize çıkıyoruz :) Çünkü -inşallah- seneye sen de kollarımızda olacaksın. Önce Bodrum'a gideceğiz sonra teyzenler ve eniştenle Datça'ya. Enişten ve Datça nasıl olacak çok merak ediyoruz :):)
Şimdilik böyle tatlı miniğim, yerinde durmayan canım oğlum.. Aklıma geldikçe yazarım yine..
Seni çok seviyorum..
1 ay seni kızım diye sevdik, tabi doktor geçen ay kız gibi gözüküyor dediği için, dün bir baktık bizimki oğlanmış! Hem de ne hareketli ne yaramaz! Kontrolde bir saniye yerinde durmadın, sürekli bir hareket, eller kollar bacaklar ayrı oynar, kafa bir sağa bir sola, vücut bir öne bir arkaya.. Baban dediki; bu oğlan doğunca iyi peşinden koşturacak bizi!
Doktor erkek deyince ben kaldırdım kollarımı havaya 'biliyordum' dedim, başından beri hep öyle hissettim çünkü. Anneler hisseder böyle birşeymiş, bu noktaya da biraz erken vardım galiba :) Çok şaşırdık tabi, hatta komik ve tatlı baban dediki, 'e ben kıza çok alışmışım kız olsun istiyorum!' Bu his de geçecek, aynı bir ay önce olduğu gibi :) Sonra yavaştan toparladı kendini, 'neyse' dedi, 'fener odası, sarı-laci çizgili duvarlar, duvardaki alex grafikleri boşa gitmeyecek'. 'Ama' dedi, 'ya büyünce bana play station oynatmazsa bu oğlan!!!' Gördüğün gibi tatlı oğlum babanın hayatta gerçekten "çok önemli" dertleri var :) Allah daha fazlasını vermesin inşallah ailemize..
Şimdilik senden ricalarımız şunlar;
- Yaramaz olacaksın tabi ama çok yaramaz olma
- Babana play station oynat, beraber oynayın
- Maçlara beni de götürün, sakın anneyi dışlamayın (ben seni daha karnımda 6 haftalıkken götürdüm, biber gazını da yedirdim güzelce, onu da anlatırım sonra :)
- Bir de biz yaşlanınca bizi ihmal etme bize bak
Oldu mu :)
Peki ismini beğendin mi? Değiştirmeyiz büyük ihtimalle, epeydir aklımızda hazırdı çünkü. Bunları okurken tabi biliyor ve hatta hatmetmiş olacaksın Fenerbahçe tarihini, Lefter'i; ismin senin için daha da anlamlı olacak.. Lefter Yunanca'dan geliyormuş, Lefteris'miş orijinali, özgürlük, hürriyet demekmiş. Bartu varlık, servet anlamındaymış. Lefter'i baban çok istedi, Bartu'yu da daha önce bana söylemişti, çok da hoşuma gitmişti benim de, e baban da sever Bartu ismini (nedeni; Can Bartu, onu da bildin değilmi :) ), öyle çıktı ismin. Daha çok babanı hayali isteği oldu diyelim, ama annen de on numaradır, pek kırmadı bugüne kadar babanın hayallerini, bu sebeple camiada da pek sevilir sayılır :)
Uzun zamandır yazamadım sana, biraz özetleyeyim geçen zamanı.
Ananen yolda düşmüş yüzüstü burnunu kırmış, ameliyat olmuş, geçen hafta sonu Erdek'e gittik onu görmeye. İyiydi, şimdi daha da iyiymiş. Teyzenle enişten de Erdek'teydi, onlarla da vakit geçirdik bolca, bize de iyi geldi. Babanla enişten Serhan bolca kağıt oynuyorlar, pek seviyorlar, pek anlaşıyorlar, normalde iki farklı dünyanın insanı ama iş kağıt oyunlarına okeye gelince bunlardan iyi anlaşan bir ikili göremezsin :) Neyse bize de iyi oluyor, iki senedir teyzenlerle tatile gidiyoruz. Hep beraber mutlu mesut :)
Bulantılarım azalsa da arada ben burdayım diyor, ben de git artık diyorum, bir mücadele hali.. Sulugözlülük tamamen bitti sanırım, yorgunluk da çok yok, bu ara bir enerji girişi yaşıyorum herhalde, her şeye her yere koşturacak halim var.
Cumartesi babanla baş başa son tatilimize çıkıyoruz :) Çünkü -inşallah- seneye sen de kollarımızda olacaksın. Önce Bodrum'a gideceğiz sonra teyzenler ve eniştenle Datça'ya. Enişten ve Datça nasıl olacak çok merak ediyoruz :):)
Şimdilik böyle tatlı miniğim, yerinde durmayan canım oğlum.. Aklıma geldikçe yazarım yine..
Seni çok seviyorum..
Etiketler:
anne hisseder,
bartu,
lefter,
oğlan,
play station
25 Haz 2012
İlk Üç Ay'ımız bitti..
Günaydın canım yavrum,
Dün akşam seni karnımda böyle sevdim, büyüdün baya, geçen hafta tam 5,5 cm'din! Kocaman oldun gibi geldi bana! Ne kadar da hızlı büyüyormuşsun öyle aferin sana, annen de hiç kilo almamış geçen 3 ay boyunca - ama seni de büyütmüş işte, aferin bana :). Son derece iyi gözüküyormuş her şey, ama biraz tembel sizin kız dedi!! Evet öyle dedi canım miniğim, 'kız gibi duruyor sizin minik pandanız' :) Pandalıktan da çıkmış insan olmuş dedi, sonra dur bakalım azcık hareket ettirelim sizin tembel kızı - içimden dedimki babasına çekti demek ki bizim minik kuş, ama babana da demedim tabi :). Karnıma bastırdı azcık, o bastırınca senin de rahatın bozuldu tabi, çünkü ayaklarını uzatmış, sakin sakin keyif çatıyordun içimde:) Sen oynayıverdin sağa sola, döndün bize bir poz verdin, tamam bununla yetinin hadi der gibi, sonra ayaklarını karnına ellerini yüzüne çektin, 'off' dedin sanırım, 'yapmayın işte dinleniyorum şurda, dürtmeyin!' Ama doktorumuz durmadı, 'aa olmaz bu kadar, bak anne baba burada hadi biraz daha hareket' dedi, biraz daha dürttü seni. Neyse sonra bitti bu soğuk savaş hali :) Baktı her yerine uzun uzun doktor, kalbini dinledi, boyunu ölçtü, ense kalınlığına baktı, her şey normal dedi, yazdı kağıda bize verdi, hadi bakalım laboratuvara - kan vermeye ikili tarama yaptırmaya. Test sonucunu da dün aldık, düşük olasılık çıkmış, her şey güzel ve normal yani tatlı miniğim, sen büyümeye devam et içimde keyifle..
1 ay sonraya verdi bir sonraki randevuyu, cinsiyeti de o zaman kesinleşecek dedi..
Babanla 17 yıldır beraberiz tatlı miniğim, tanıdığım ilk günden beri hep bir erkek çocuğu olsun ister, sanırım en çok da beraber fenerbahçe-maç keyfi yapmak için. Ama hep de derdi ki, bu kadar çok istiyorum ve biliyorum kız çocuk sahibi olacağım! Tüm bu beklentiler ve bilinenler ışığında sanki biraz hayal kırıklığına uğradı baban :) Ama merak etme sakın, uzun sürmedi, çünkü nihayetinde senin babasına aşık bir kız ve babasının bir tanesi olacağını anladı kısa sürede ve KIZIM diye seslenmeye başladı sana.. Baban bana mesaj attıkça "kızım" napıyor diye, bende zevkten delirdim her seferinde..
Sakın şunu unutma, baban seni her zaman dünyalar üstü bir sevgiyle sevecek ve kucaklayacak . Ve seni sürekli maçlara götürecek :)
Benim için "yavru" cinsiyetsiz bir şey sanırım. İçimde olan bu ufak şeye bir cinsiyet bir sıfat biçemiyorum, kız yada erkek farkedermi, benden bir parça, benim içimde kocaman bir parça, şimdiden yaşam kaynağı..
Bu da son resmin :)
Geçen haftanın en önemli haberlerinden biri de yüzmeyi bırakmış olman. Sanırım bu da doktorumuzun "tembel kız" yakıştırmasıyla örtüşüyor gibi :) 5-6 gündür anneni sabahları kusturmuyorsun, aferin sana minik kuş :) Bulantılar azalarak devam ediyor, umarım/sanırım birkaç haftaya bir şey kalmayacak. Gerçekten herkesin dediği gibiymiş, ilk trimester bitince bıçak gibi kesiliveriyormuş kusma. Çünkü annenin de biraz iştahının açılması lazım ki yemek yesin bol bol, seni büyütsün güzelce, eksik kalma, her şeyi al anneden..
Doktorumuz da söyledi, şimdi balayı başlıyor dedi, bundan sonra her şey daha keyifli daha güzel olacak dedi :) İNŞALLAH..
Gözyaşları meselesi de yavaş yavaş çözülüyor gibi, azalarak devam ediyor diyelim. En son annen geçen hafta Şirinler çizgi filminde ağlayarak bir başarı öyküsüne daha imza attı ama bu da geçecek :)
Şimdilik bu kadar olsun canım yavrum, aklıma geldikçe yazacağım yine..
Seni çok seviyorum..
Dün akşam seni karnımda böyle sevdim, büyüdün baya, geçen hafta tam 5,5 cm'din! Kocaman oldun gibi geldi bana! Ne kadar da hızlı büyüyormuşsun öyle aferin sana, annen de hiç kilo almamış geçen 3 ay boyunca - ama seni de büyütmüş işte, aferin bana :). Son derece iyi gözüküyormuş her şey, ama biraz tembel sizin kız dedi!! Evet öyle dedi canım miniğim, 'kız gibi duruyor sizin minik pandanız' :) Pandalıktan da çıkmış insan olmuş dedi, sonra dur bakalım azcık hareket ettirelim sizin tembel kızı - içimden dedimki babasına çekti demek ki bizim minik kuş, ama babana da demedim tabi :). Karnıma bastırdı azcık, o bastırınca senin de rahatın bozuldu tabi, çünkü ayaklarını uzatmış, sakin sakin keyif çatıyordun içimde:) Sen oynayıverdin sağa sola, döndün bize bir poz verdin, tamam bununla yetinin hadi der gibi, sonra ayaklarını karnına ellerini yüzüne çektin, 'off' dedin sanırım, 'yapmayın işte dinleniyorum şurda, dürtmeyin!' Ama doktorumuz durmadı, 'aa olmaz bu kadar, bak anne baba burada hadi biraz daha hareket' dedi, biraz daha dürttü seni. Neyse sonra bitti bu soğuk savaş hali :) Baktı her yerine uzun uzun doktor, kalbini dinledi, boyunu ölçtü, ense kalınlığına baktı, her şey normal dedi, yazdı kağıda bize verdi, hadi bakalım laboratuvara - kan vermeye ikili tarama yaptırmaya. Test sonucunu da dün aldık, düşük olasılık çıkmış, her şey güzel ve normal yani tatlı miniğim, sen büyümeye devam et içimde keyifle..
1 ay sonraya verdi bir sonraki randevuyu, cinsiyeti de o zaman kesinleşecek dedi..
Babanla 17 yıldır beraberiz tatlı miniğim, tanıdığım ilk günden beri hep bir erkek çocuğu olsun ister, sanırım en çok da beraber fenerbahçe-maç keyfi yapmak için. Ama hep de derdi ki, bu kadar çok istiyorum ve biliyorum kız çocuk sahibi olacağım! Tüm bu beklentiler ve bilinenler ışığında sanki biraz hayal kırıklığına uğradı baban :) Ama merak etme sakın, uzun sürmedi, çünkü nihayetinde senin babasına aşık bir kız ve babasının bir tanesi olacağını anladı kısa sürede ve KIZIM diye seslenmeye başladı sana.. Baban bana mesaj attıkça "kızım" napıyor diye, bende zevkten delirdim her seferinde..
Sakın şunu unutma, baban seni her zaman dünyalar üstü bir sevgiyle sevecek ve kucaklayacak . Ve seni sürekli maçlara götürecek :)
Benim için "yavru" cinsiyetsiz bir şey sanırım. İçimde olan bu ufak şeye bir cinsiyet bir sıfat biçemiyorum, kız yada erkek farkedermi, benden bir parça, benim içimde kocaman bir parça, şimdiden yaşam kaynağı..
Bu da son resmin :)
Doktorumuz da söyledi, şimdi balayı başlıyor dedi, bundan sonra her şey daha keyifli daha güzel olacak dedi :) İNŞALLAH..
Gözyaşları meselesi de yavaş yavaş çözülüyor gibi, azalarak devam ediyor diyelim. En son annen geçen hafta Şirinler çizgi filminde ağlayarak bir başarı öyküsüne daha imza attı ama bu da geçecek :)
Şimdilik bu kadar olsun canım yavrum, aklıma geldikçe yazacağım yine..
Seni çok seviyorum..
Etiketler:
cinsiyet,
fenerbahçe,
ikili tarama,
ilk trimester,
kızım,
maç,
yavru
Yer:
Ankara, Türkiye
18 Haz 2012
En heyecanlı hafta
Merhaba tatlı miniğim,
Yazamadım sana, 1 haftayı geçti.. Ama geçen bu sürede seni her gün daha da çok sevdim :) Orada bir azalma yok yani merak etme :)
Dün babalar günüydü. Tatlı babanın senle ana sensiz ilk babalar günü. Seneye inşallah karnım yerine kucağımızdayken sen, üçümüz birlikte zıplarken kutlayacağız :) Ama baban tebrikleri kabul etti tabi, halan aradı, teyzelerin kutladı, ananen aradı en son akşamüstü, baban da pek belli etmedi ama hoşuna da gitti bu tebrik işleri :) Hatta bana serzeşti bile, "bana niye hediye alınmadı" diye.. Ben de dedim ki en büyük hediye burda işte!! Böyle yırttık yani miniğim çaktırma :)
Bu arada sen geçen hafta da tam gaz yüzme antrenmanlarına devam ettin. Suda mı doğursam acaba seni, hiç yabancılık çekmeyeceksin gibi :) Hayır, denize girmeye çekineceğim nerdeyse, sen kendini atıverirsin dışarı diye :)
Yarın kontrolümüz var minik kuşum, bakalım eğer istersen/gösterirsen cinsiyetini öğreneceğiz. Benim sıkı bir tahminim var oldukça da eminim ama şimdi söylemeyeyim, senden başka herkes biliyor gerçi, gerçeği de herkesten başka sen biliyorsun bir yandan da, bakalım belki çarşamba günü herkese ilan ederiz tüm gerçekleri :)
Şimdilik bu kadar olsun devamı birkaç gün sonra gelsin..
Seni çok seven annen..
Yazamadım sana, 1 haftayı geçti.. Ama geçen bu sürede seni her gün daha da çok sevdim :) Orada bir azalma yok yani merak etme :)
Dün babalar günüydü. Tatlı babanın senle ana sensiz ilk babalar günü. Seneye inşallah karnım yerine kucağımızdayken sen, üçümüz birlikte zıplarken kutlayacağız :) Ama baban tebrikleri kabul etti tabi, halan aradı, teyzelerin kutladı, ananen aradı en son akşamüstü, baban da pek belli etmedi ama hoşuna da gitti bu tebrik işleri :) Hatta bana serzeşti bile, "bana niye hediye alınmadı" diye.. Ben de dedim ki en büyük hediye burda işte!! Böyle yırttık yani miniğim çaktırma :)
Bu arada sen geçen hafta da tam gaz yüzme antrenmanlarına devam ettin. Suda mı doğursam acaba seni, hiç yabancılık çekmeyeceksin gibi :) Hayır, denize girmeye çekineceğim nerdeyse, sen kendini atıverirsin dışarı diye :)
Yarın kontrolümüz var minik kuşum, bakalım eğer istersen/gösterirsen cinsiyetini öğreneceğiz. Benim sıkı bir tahminim var oldukça da eminim ama şimdi söylemeyeyim, senden başka herkes biliyor gerçi, gerçeği de herkesten başka sen biliyorsun bir yandan da, bakalım belki çarşamba günü herkese ilan ederiz tüm gerçekleri :)
Şimdilik bu kadar olsun devamı birkaç gün sonra gelsin..
Seni çok seven annen..
8 Haz 2012
O biiirrrr minik panda ve Derya Büyükuncu !!!
Merhaba minik pandam :)
Birazdan bu sorunun cevabını bulacağız senle. Neden sen minik bir pandasın? :) Cevap geçen hafta verdigin pozda gizli..
Şu tipinin şirinliğine bakarmısın :) Sadece 2 cm ama dünyanın en şirin -babanın deyişiyle en şilim- şeyisin. Kolların bacakların çıkma aşamasında, kafan kocaman, işte bu yüzden minik pandamsın:)
Biz seni seyrederken doktorumuz Serdar Oğuz'la bir de bize şov yaptın ki baban onu kaçırdı işte. O minicik gövdeni sağa sola oynattın, hemde birkaç kere, dedin ki gözüm üzerinizde! Anlatamam neler hissetigimi.. O güne kadar ben sadece hamileydim ama o gün seni böyle görünce anladım ki, artık iki kişiyim, artık anneyim..
Etrafındaki siyahlık içinde bulunduğun şey su, doktorun söylediği kadarıyla herşey normal, çok şükür, keyfin yerinde.
Meşhur yüzme hikayesi de az sonra..
Tabi buna baktıkça annenin ağlaması normal, bunda şaşılacak bir şey yok da, ama teyzen Gülümser'in hıçkıra hıçkıra ağlayıp beni araması..bu da normal :) Teyzeni tanıyınca anlayacaksın ne demek istediğimi. Zira bende hamilelikte salgılanan şu hormonlar teyzende her daim mevcut, o yüzden her daim hüngür şakır :)
Hamileliğin başlarında arkadaşlarımdan gördüğüm kadarıyla en zoru kusma seansları ve mide bulantısıydı. Sen çok üzmedin beni miniğim. Sadece sabahları koşturuyorsun tuvalete anneyi. Bir de bulantı denen şey geçmek bilmeyen birşeymiş ve bu şekilde de yaşanabiliyormuş, onu öğrettin. Baban her sabah arıyor -hala istanbulda-, nasılsınız bakalım yaramazlar diye. Bir gün yine dertlenirken babana, şöyle bir mesaj geldi telefonuma:
"bacaklalim cikiyo napiym annemi de cok seviyolum :("
Gülme krizine girdim önce sonra kendimi yine ağlarken buldum.. Doğru dedim yahu ben niye düşünemedim, minik pandamın bacakları çıkıyor, artık pandalıktan terfi ediyor, sen de ofla pufla dur Elif! Olacak iş mi.. Sonra azalttım şikayeti, sonraki an'dan sonra da tamamen bitirdim.
Bir gün iyi bir gün kötü geçerken günler ve senin ellerin kolların büyürken, sallantılı günlerden birinde yine babana ufak serzeştim. O gün sanırım pek yemek de yiyememiştim, başım ağrır mide bulanırken oflayıverdim. O zaman da şu mesaj geldi babandan:
"Baba yüzmeyi oglendim!"
Yine gülme ve ağlama arasında geçen çalkantılı anlardan sonra anladımki senin çoğu zamanın yüzerek geçiyor! Hem de 'piç yüzerek'! Yavrum, içimde geleceğin Derya Büyükuncu'su büyüyor, hiç durma çıkar keyfini..
Bugünlük de bu kadar olsun, 11. haftamızı da böylece bitirelim seninle, keyfin bol olsun içimde..
Etiketler:
anne,
bulantı,
derya büyükuncu,
hamile,
serdar oğuz,
şikayet,
şirin,
teyze,
yüzme
6 Haz 2012
5 Haziran - 2 Yıl
Günaydın tatlı miniğim,
Anlatacak yazacak çok şeyim var, dedim ya 10 hafta bitti, bir sürü şey birikti, ama onlardan önce dün..
Dün babanla 2. evlilik yıldönümümüzdü :) Aslında geçmişimiz çok daha eskide, onu da başka bir zamana anlatırım.. Neyse, baban istanbulda şimdi çalışıyor, akşam dışarıdaydım geç geldim eve, kapıyı bir açtım mis çiçek kokusu -çiçek göndermiş baban -yoğun baskılara dayanamayarak!-
ama içine öyle bir not yazmış ki..
"Beraber son yıldönümümüz kutlu olsun canım.."
anlamadım önce.. 10 saniye sürmüştür, sonra düştü jeton.. Senden bahsediyor işte, diyor ki seneye 5 haziranda yanımızda -inşallah!- tatlı bir bıdık olacak diyor :) Hemen senin o ilk şirin ultrason resminin üzerine koydum o notu, ikinizi yanyana görünce tabi...zaten sulugözlü olan, ama bu hormonlar yüzünden herhalde, iyice akışkan gözlü olan annen yine perişan oldu :) Mutluluktan sevinçten dağıldı.. Baban işte.. Değişiktir, deli tatlıdır..
Ve sonra bu sabah da işyerinde durmadı aktı benim gözler. Meltem -işyerinden yan komşum, pek sevdiğim- dayanamamış 3. ayını doldurmanı bekleyememiş, sana yeşil beyaz çizgili bir tulum ve mama önlüğü almış :) Bu da senin ilk hediyen :)
Pek kötü oluverdim, yine mutluluktan, biraz endişeden.. Çok miniksin daha korkuyorum bir şey olmasın nazar değmesin, herşey yolunda olsun/gitsin, sen sağlıkla kucağıma gel istiyorum.. Elimde tutuverince 0-3 aylık tulumu.. bütün herşey içime ordan mideme, ordan boğazıma ve gözüme aktı.. Bütün sevinç hisleri, endişeler, heyecanlar hepsi o yeşil tulumda hayat buldu, karmakarışık bir şey oldu, çalkaladı salladı beni bir anda..
Neyse miniğim eğer kız olursan, anne olunca, anne olacağını öğrendiğin gun anlayacaksın benim neler hissettiğimi. Eğer erkek olursan da bil ki eşin bu dönem hep böyle dalgalanacak durulacak..("Anne olunca beni anlarsın" cümlesini de bu kadar erken kullanacağım hiç aklıma gelmezdi :)
Bugünlük de bu kadar olsun. Son cümle yine babana gelsin..
Seni çok seviyorum canım kocam, 2. yılımız, inşallah! iki kişilik son yılımız kutlu olsun..
Anlatacak yazacak çok şeyim var, dedim ya 10 hafta bitti, bir sürü şey birikti, ama onlardan önce dün..
Dün babanla 2. evlilik yıldönümümüzdü :) Aslında geçmişimiz çok daha eskide, onu da başka bir zamana anlatırım.. Neyse, baban istanbulda şimdi çalışıyor, akşam dışarıdaydım geç geldim eve, kapıyı bir açtım mis çiçek kokusu -çiçek göndermiş baban -yoğun baskılara dayanamayarak!-
ama içine öyle bir not yazmış ki..
"Beraber son yıldönümümüz kutlu olsun canım.."
anlamadım önce.. 10 saniye sürmüştür, sonra düştü jeton.. Senden bahsediyor işte, diyor ki seneye 5 haziranda yanımızda -inşallah!- tatlı bir bıdık olacak diyor :) Hemen senin o ilk şirin ultrason resminin üzerine koydum o notu, ikinizi yanyana görünce tabi...zaten sulugözlü olan, ama bu hormonlar yüzünden herhalde, iyice akışkan gözlü olan annen yine perişan oldu :) Mutluluktan sevinçten dağıldı.. Baban işte.. Değişiktir, deli tatlıdır..
Ve sonra bu sabah da işyerinde durmadı aktı benim gözler. Meltem -işyerinden yan komşum, pek sevdiğim- dayanamamış 3. ayını doldurmanı bekleyememiş, sana yeşil beyaz çizgili bir tulum ve mama önlüğü almış :) Bu da senin ilk hediyen :)
Pek kötü oluverdim, yine mutluluktan, biraz endişeden.. Çok miniksin daha korkuyorum bir şey olmasın nazar değmesin, herşey yolunda olsun/gitsin, sen sağlıkla kucağıma gel istiyorum.. Elimde tutuverince 0-3 aylık tulumu.. bütün herşey içime ordan mideme, ordan boğazıma ve gözüme aktı.. Bütün sevinç hisleri, endişeler, heyecanlar hepsi o yeşil tulumda hayat buldu, karmakarışık bir şey oldu, çalkaladı salladı beni bir anda..
Neyse miniğim eğer kız olursan, anne olunca, anne olacağını öğrendiğin gun anlayacaksın benim neler hissettiğimi. Eğer erkek olursan da bil ki eşin bu dönem hep böyle dalgalanacak durulacak..("Anne olunca beni anlarsın" cümlesini de bu kadar erken kullanacağım hiç aklıma gelmezdi :)
Bugünlük de bu kadar olsun. Son cümle yine babana gelsin..
Seni çok seviyorum canım kocam, 2. yılımız, inşallah! iki kişilik son yılımız kutlu olsun..
4 Haz 2012
İlk..
Başlangıcı yapıyorum minik pandam .. Çok heyecanlıyım çünkü bu blog, blog kelimesini de çok sevmiyorum, bu günlük önce içimdeki minik şey-sen- için. Adaşımın deyişiyle "minik bezelyem" için.. Bugün itibariyle 10. haftam bitti. Aslında hamile kaldığımı öğrendiğimden beri vardı aklımda bir günlük tutmak. Önce gidip cici bici defterler baktım, el yazısı olursa daha kalıcı olur dedim -geçmişte buna benzer şeyler yaptı annenle baban, onu başka bir zaman anlatırım sana- sonra, adaşımın kafamda yaktığı ampulle, neden blog olmasın dedim. Senden önce miniğim, başkaları okuyacak yazdıklarımı, ama belki bir başkası okuyunca kendini iyi hissedecek, kendinden bir şey bulacak.. Bir kişi bile olsa gülümsetebildiğim, tatlı olur diye düşündüm. Hem sonra sana yazarken kendimi de anlatırım, kendi yaşadıklarımı da paylaşırım, belki bunlar da birilerine iyi gelir, yalnız olmadığını düşünür diye geçti içimden. En en çok da sen şu küçücük varlığınla - geçen hafta 2,2 cm'ciktin :) - benim için bu kadar büyükken, bu sevinci bu hazzı koca evrenle de paylaşmak istedim..
Her an bil ki ve hiçbir zaman aklından çıkarma ki; babanı ve seni çok seviyorum..
Her an bil ki ve hiçbir zaman aklından çıkarma ki; babanı ve seni çok seviyorum..
Kaydol:
Yorumlar (Atom)






